Arkadaşlarının çaylarını dağıtan İhsan, Melih Bey'e:
- Yaz ayları genellikle sakin geçerdi, ama bu yaz sanki farklı. Bir yandan Terörsüz Türkiye ve Bölge süreci ile ilgili ciddi gelişmeler, bir yandan Alihan Kuriş Suç Örgütü Operasyonu, bir yandan Kuytul operasyonu gibi gelişmeler yaşanıyor... Araya giren Selim:
- Sadece bu kadar da değil. İmamoğlu Suç Örgütü ile ilgili duruşmalar hızla devam ederken, İhsan Aktaş örgütü davasında rüşvetçi eski belediye başkanlarına cezalar yağdı... Melih Bey:
- Bu sene yağmurlar bol olduğu için tarımda ciddi bir bereket söz konusu olduğu gibi ülkemiz ve milletimiz açısından da olumlu gelişmeler oldu, oluyor ve olacak inşallah... Mehmet:
- Cumhurbaşkanımız, Malazgirt'in yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada, bundan sonrasına dair müjdelerde de bulundu... Mustafa:
- Cumhurbaşkanımızın konuşmasının en beğendiğim yeri, 'Atımızın kuyruğunu bağladık' bölümü idi... Remzi:
- 'Atımızın kuyruğunu bağladık' sözü, tarihimizde savaş öncesi 'geriye dönüş olmadığını, yani ya zafer kazanılacağı ya da ölene kadar savaşılacağını' belirten bir söz... - Zaten Cumhurbaşkanımız, Sultan Alparslan'ın atının kuyruğunu bağlayarak Malazgirt'te yazdığı destan sayesinde Anadolu'nun kapılarını
Türklere açıldığını hatırlatarak, 'Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmek, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerini gerçekleştirmek, coğrafyamızı yeniden barış ve esenlik yurdu yapmak, terör gibi ebedî kardeşliğimize vurulan hançerleri söküp atmak için atımızın kuyruğunu bağladık' dedi... Mehmet:
- Bu sözlerin başta İsrail olmak üzere bazılarına verilen önemli bir mesaj olduğu şeklindeki değerlendirmelere ne dersiniz..
- İsteyen istediği gibi yorumlayabilir. Çok net bir kararlılığı belirten bu sözlerin ülkemizin gücünü hesaba katmadan bölge ile ilgili hayaller kuranların tamamına ihtar olduğunu söyleyebiliriz. Sadece dışarıdakilere değil, içimizdeki uzantılarına da... Mehmet:
- İçimizdeki uzantılar denince, aklıma vaktiyle general rütbesi taşımış olanlar da dahil birilerinin Türkiye'ye adeta hiç sayan sözleri geliyor. PKK uzantısı YPG ile ilgili laiklik temelli güzellemeler yapanlar, ABD ve İsrail istemediği için YPG'nin silah bırakmayacağını ve PKK uzantılarının Suriye ordusu olarak karşımıza çıkacağını, Türkiye'nin Mazlum Abdi'yi kabul etmek zorunda kalacağını iddia edenler ve daha neler... - Bunları kim unutabilir ki. Tahminleri ya da temennilerinin tamamı çöp olan bu adamlar, hiç utanmadan hâlâ konuşabiliyorlar üstelik. Bunları takip edenlerin geçmişte söylediklerini hatırlayıp ne kadar tutarsız olduklarını kavramalarını ummaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok... İhsan:
- Bu arada, İsrail'den Türkiye'ye yönelik mesaj trafiğinin arttığı görülüyor. Sınırlarımıza yakın bir havaalanını bombalamanın da bu mesajlardan birisi olduğu söyleniyor. Ne dersiniz..
- Ekim'de yapılacak İsrail seçimlerinde kazanma şansını yükseltmek isteyen Netanyahu'nun yapmayacağı şey olmadığını biliniyor. İsrail, Türkiye'nin Suriye'de daha fazla alan kazanması ve İsrail'in geleceğe yönelik hesaplarına mani olması ihtimalinden korkuyor. Ancak, korktuklarının başlarına geleceği de kesin. Türkiye, adımlarını hesaplı bir şekilde atıyor ve İsrail'in yalnız başına yapabileceği çok şey de yok. ABD desteği konusunda da son derece kırılgan bir durumdalar... - Silivri'de devam eden İmamoğlu Suç Örgütü duruşmalarında ilgi çekici gelişmeler yaşanıyor galiba..
Rüşvetçilere ceza yağdı...
- Evet. Vaktiyle duruşmalar TV'den canlı yayınlansın diye tutturanların hiç arzu etmedikleri sahneler yaşanıyor. Davanın önemli tanıklarının İmamoğlu ile yüzleşmeleri devam ediyor. İtirafçıların söyledikleri İmamoğlu ve taraftarlarının canını ciddi şekilde sıkıyor. Söylenenlerin sadece iddialardan ibaret olmayıp, MASAK ve ilgili diğer kurumlar tarafından kontrol edildiğini, dolayısıyla inkarının mümkün olmadığını biliyorlar çünkü... Selim:
- İtirafçıların, İmamoğlu Suç Örgütü'nün İBB imkanlarına nasıl çöktüğüne ve doğrudan ya da dolaylı olarak İstanbul'un nasıl soyulduğuna dair söyledikleri, akıl alır gibi değil. Daha da akıl almaz olan ise bütün bunları işittikleri halde hâlâ İmamoğlu'na güvenenler... - Tedbir alınmadığı için gittikçe artan trafik yoğunluğu ve depreme hazırlık başta olmak üzere İstanbul'un onun başkanlığı döneminde ciddi manada geriye gittiğini bildikleri halde İmamoğlu taraftarlığı yapabilenler, akıl dışı. Meselenin temeli İstanbul Halkına hizmette kullanılmak üzere sarf edilmesi gereken imkanların İmamoğlu tarafından insafsızca hortumlandığının farkında olup olmadıkları. Hizmet yerine algılarla hareket ettiğini, doğrudan zarara uğrayanların bile anlamıyor oluşu, düşündürücü... İhsan:
- İmamoğlu ile ilgili duruşmalarda özellikle son hafta içinde dikkat çekici gelişmeler yaşandı. Duruşmaların canlı yayınlanmasını isteyecek kadar kendisine güvenen İmamoğlu, son duruşmalarda yüzleştiği isimlerin söyledikleri karşısında söyleyecek söz bile bulamadı adeta. Etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olan Ertan Yıldız'ın söyledikleri, en dikkat çekici olanıydı. Cebeci'deki hafriyat sahaları üzerinden yapılan milyarlarca liralık vurgun hakkında bilgiler veren Yıldız, İSTAÇ'ın devre dışı bırakılmasıyla oluşan kamu kaybının 400 milyon doları bulduğunu ve bu paranın şu anda kaçak olan Murat Gülibrahimoğlu ve İmamoğlu'nun cebine gittiğini söyledi... Mehmet:

10