Ahlak meselesi...

Bir üreticinin, "Tarlada kilosu 5 lira olan bir ürün, market veya pazarda 50-60 liraya satılıyor. Nakliye, vergi ve diğer giderler, aradaki büyük farkı izaha yetmiyor. Çiftçi kazanamadığı gibi vatandaş da uygun fiyata ürün alamıyor..." yorumu, konunun özeti. Üreticiden 5, 10, 20 lira gibi fiyatlarla alınan ürünlerin tezgahta nasıl olup da 50, 100, 200 liraya satıldığı, yıllardır tartışılan bir husus.
Tarladaki fiyatın 5, 10, hatta 20 misline ürün alan insanımız çözümün aslında kolay olduğunu düşünse de; konu oldukça karmaşık.
Mevsiminde tarlalarda çok miktarda ve az maliyetle üretilebilen ürünlerle, seralarda az miktarda ve ciddi maliyetlerle üretilen sebzeler açısından fiyat belirleme zorluğu, bu karmaşıklığın ilk akla gelen sebeplerinden.
Market ya da pazarlardaki fiyatların belirlenmesinde rol oynayan ürün çeşitliliği ve miktarı, nakliye mesafesi, paketleme, fire, kar oranı ve benzeri unsurlar sebebiyle halledilmesi çok zor gözüken bir problemden bahsediyoruz yani.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan 'Tarladan markete fiyat yolculuğu' soruşturması, çözümün zor olsa da imkansız olmadığına işaret.
Uzun bir hazırlık döneminden sonra başlatıldığı anlaşılan soruşturmanın zeminini, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın, Ticaret Bakanlığı Hal Kayıt Sistemi ile Tarım ve Orman Bakanlığı Çiftçi Kayıt Sistemi verileri üzerinden hazırladığı kapsamlı rapor oluşturuyor.
Tarladan tezgaha yolculukta yaşanan muazzam fiyat artışları ile mücadele için Türk Ceza Kanunu'ndaki 'Fiyatları Etkileme' (M. 237) ve 'Suçtan Kaynaklanan Mal Varlığı Değerlerini Aklama' (M. 282) suçlarına dair maddeler kapsamında başlatılan soruşturmanın ilk bulguları, manzaranın vahametini ortaya koyuyor.
Alımlarının yüzde 70'i müstahsil makbuzuna dayananlar ile bu tür alım tutarı 300 milyon lira üzerindeki 207 firmanın araştırılmasında dikkat çekici sonuçlara ulaşılmış.