"Herkes size haberleri okuyabilir, ben size haberleri "hissetme" sözü veriyorum" - Stephen Colbert
Amerika'da yaşadığım zamanlarda ders çıkışı eve geçmeden yiyecek bir şeyler paket yaptırırdım. En büyük keyiflerimden biri kanepeme kurulup televizyon karşısında tıkınmaktı. Yalnız yaşayanlar için televizyon zararlı bir sofra arkadaşı oluyor. Akşamları Jon Stewart'ın The Daily Show'unu kaçırmamaya özen gösterirdim. Hemen arkasından da The Colbert Report başlardı. Zamanla onu da beğenmeye ve takip etmeye başlamıştım, hatta Colbert'i izlerken yemeğimi denk getirmeye çalışıyordum. Bir siyaset bilimi öğrencisi olarak politika gündemini mizahla yoğurup yorumlayan bu iki politik hiciv programı benim için epey keyif vericiydi.
Oynadığı karakter kendisini kovdu
Colbert, programlarında karikatüristik bir Cumhuriyetçi muhafazakâr rolünü oynuyordu. Abartılı biçimde Demokrat Parti'yi eleştiriyormuş gibi yaparak aslında aşırı muhafazakârları tiye alıyordu. Düşünüyorum da aslında daha Trump siyaset sahnesinde yokken Trump'ı taklit ediyordu diyebiliriz. Söyledikleri o kadar absürt kaçıyordu ki espri olarak algılanıyordu. Şimdi ise yıllar önceki o karikatüristik karakter gerçek anlamda Amerikan başkanı oldu. İşte bu yüzdendir ki zaten Trump, Colbert'i uzun zamandır hedef alıyordu. 2005'den 2014'e kadar süren The Colbert Report'un başarısı 2015'de Stephen Colbert'in CBS kanalındaki The Late Show'a transfer olmasını sağladı. David Letterman'dan boşalan koltuğa oturan Colbert yüksek reytinglerini yeni kanalında da korudu. Ancak Trump Amerika'sında artık büyük medya kuruluşları da siyasi baskıya dayanmakta güçlük çekiyorlar ve bu sebeple geçtiğimiz perşembe gecesi The Late Show son bölümünü yayınlayarak ekranlara veda etti.
Her ne kadar CBS mali sebepleri öne sürse de Amerikan halkı için bu pek inandırıcı gelmiyor zira Colbert kanalın en yüksek reytinglerine sahip programlardan birini yapıyordu. Trump'ın kendini eleştiren komedyenlere karşı uyguladığı sindirme politikasının bir sonucu olarak programın bitirildiği genel olarak kabul görüyor. CBS'in sahibi Paramount, Trump yönetimiyle arasını iyi tutmak istiyordu çünkü Warner Bros. Discovery ile 111 milyar dolarlık birleşme için onay alması gerekiyor. Trump Amerika'sında medyanın bağımsız ve özgür bir dördüncü erk vasfı her geçen gün azalıyor. Colbert'in ince zekası ve sarkastik esprilerinden şimdilik mahrum bırakılacağız ancak daha vahimi muhalif bir figürden Amerikan demokrasisinin mahrum bırakılıyor oluşudur.
Kişisel hırs temelli dış politika
Trump, belirli bir vizyonu takip eden değil de kişisel ilişkilere ve o gün Trump'ın kendisini nasıl hissettiğine dayalı bir dış politika yürütmeye devam ediyor. Ay başında Almanya Başbakanı Merz'e İran savaşına destek vermediği için kızmış ve Almanya'dan 5 bin Amerikan askerini çekeceğini açıklamıştı. Geçtiğimiz hafta ise bu sefer Polonya'ya 5 bin asker konuşlandıracağını söyledi. Polonya'nın sağcı popülist lideri Karol Nawrocki ile arası iyi. ABD Dışişleri Bakanı Rubio bu tuhaf asker sevkiyatlarını NATO toplantısında mantıksal bir düzleme oturtmaya çalışsa da pek oturtamadı. Gerçek hayatta Risk oynar gibi asker konuşlandırıyorlar...

14