"Sosyal medya bizi daha anti sosyal yapıyor."-Tom Green
Biraz Black Mirror dizisinden bir bölümmüş gibi olacak ama bir fikir egzersizi yapmak istiyorum. Bir kafe hayal edin: yemek ve içecek servis eden, her yaştan insanların girip oturup çıktığı, sohbet ettiği sıradan bir mekân olsun. Bu mekânın farkları şunlar: içeridekilere beğeni kuponu verilebiliyor, istediğinize ağzınıza gelen hakareti ve küfrü edebiliyorsunuz. İçeri giren her üç kişiden biri reklam yapıp tekrar dışarı çıkıyor, yan masada oturan biri "bakın boğazımı torbayla sıkınca ne oluyor" diyor, onu taklit ederek ölenler oluyor. Ayrıca bu kafenin kapanış saati yok, 7/24 açık, isterseniz saatlerce, günlerce girip çıkanları oturup izleyebiliyorsunuz. Sizce böyle bir yerin sahibi ve işletmecisi "içeride ne oluyorsa oluyor bizi bağlamaz" diyebilir mi ve böyle bir kafe açık kalabilir mi
Artık kabul etsek de etmesek de hayat sosyal medyada yaşanıyor. Bu kafe de sosyal medyanın ta kendisidir. Eskiden bir mahalle kültürü vardı. Arkadaşlığı, kavgayı, yardımlaşmayı, isyan etmeyi, uyum sağlamayı, kısacası sosyal bir varlık olmayı sokakta öğrenirdik. Günümüzün kamusal alanı sosyal medyadır.
Meta ve Youtubesorumlu bulundu
Sosyal medyanın bir polisi yok. Dışarıdaki dünyada karanlık ve korkutucu bir sokağa girmeye bir çocuk çekinecekken sosyal medyada bir tıkla pisliklerin içinde kendini kolayca bulabiliyor. Özellikle yetişkin olmayan bireyler için sosyal medyanın bu zararlı yapısı son zamanlarda dünyada büyük bir tartışma konusu haline geldi. Önce Avustralya geçtiğimiz aralık ayında 16 yaşından küçüklere tamamen yasak getirdi. Fransa, İngiltere ve en son İspanya benzer düzenlemeleri gözden geçiriyor. Geçen Perşembe Los Angeles, ABD'de tarihi bir mahkeme kararı çıktı. Detaylarda kaybolmadan kısaca açıklayayım: jüri Meta ve Youtube platformlarının gençlere tehdit oluşturduğunu bildiğini ve bundan dolayı sorumlu tutulmaları gerektiğine karar verdi.
Tabii bunun daha istinaf mahkemeleri, davadan davaya değişiklik gösterecek durumları, içinden çıkamayacağımız hukuki mevzuatları olacak; fakat cin şişeden çıktı bir kere. Büyük sigara şirketlerinin 80'li yıllardan itibaren uzun hukuki süreçler sonrası şu an geldikleri nokta ile karşılaştırılıyor bu karar. Tabii tam aynı durum değil zira sigarayı zararsız bir şekilde kullanmak mümkün değil. Ama sosyal medya ve genel olarak internet artık yaşamın koparılamaz bir parçası, o eşik çoktan aşıldı. Benim aklıma örnek olarak bilgisayar oyunları geldi.
2000'lerin başında Grand Theft Auto (GTA) serisinin başı siyasilerle fena belaya girmişti. Oyunun şiddete teşvik ettiği, cinsel içerikli görüntülere maruz bıraktığı iddialarıyla hukuki süreçler başlatılmıştı. En keskin eleştiriler yönelten kişilerden biri de Hillary Clinton idi. Ancak sonuçta oyun sektörü galip geldi diyebiliriz. ABD Yüksek Mahkemesi, Brown v. Entertainment Merchants Association davasında bilgisayar oyunlarının ABD Anayasası tarafından korunan ifade özgürlüğü kapsamına girdiğine hükmetti. Ancak aynı zamanda oyunlara yaş sınırlamaları getirildi, misal GTA oyunları 18 yaşından küçüklere satılamayacaktı.

3