"Hayatımda çok fazla endişem oldu, çoğu hiç gerçekleşmedi."
-Mark Twain
Çocukken ailemle Avrupa'nın önemli ülkelerini gezme fırsatım oldu. Ne yazık ki bu geziler esnasında ciddi bir eksiklik yaşadım: kilise. Evet, çocuk aklımla kilisenin içine girdiğimde Hristiyan olacağımı düşündüğüm için inat edip kesinlikle bunu yapmıyordum. Şimdi tabii gülünç geliyor; daha sonraları elbette kendim gezdim. İnsan rasyonel düşünmeye başladığında bu tarz batıl ve temelsiz takıntılardan kurtluyor. Ya da kurtuluyor mu Papa'nın Türkiye ziyareti hakkında sosyal medyada öyle şeyler döndü, öyle komplo teorileri kuruldu ki aklınız durur. Ben tabii bunlara girmeyeceğim, biraz tarihi, biraz da siyasi gözlemlerde bulunmak istiyorum.
Papa 14. Leo tarihe ilk Amerikalı Papa olarak geçti. Pek çok dil biliyor ancak daha sempatik olması için Türkiye'de genellikle İngilizce konuşmayı tercih etti. Ankara'da resmi törenle karşılandı zira Papa aynı zamanda Vatikan'ın devlet başkanıdır. Hristiyanlar Hz. İsa'nın havarisi Petrus'u ilk Roma piskoposu olarak kabul ederler. Aslında o günden bugüne Roma piskoposlarına Papa denmektedir. Elbette yüzyıllar içinde bu kurum güçlenmiş, evrilerek dini, kültürel, toplumsal, siyasi ve felsefi anlamlar kazanmıştır.
"Büyük Ayrılık"a giden yol
Hristiyanlığın tarihinde bazı önemli kilometre taşları vardır; bunların özellikle başlangıç dönemindekileri Anadolu coğrafyası üzerinde yer almıştır. Roma İmparatorluğu sınırları içinde yaklaşık 300 yıl baskı ve zulüm görmüşler, 313 yılındaki Milano Fermanı'ndan sonra serbest yaşamaya başlamışlardır. 12 yıl sonra 325'de İznik'te toplanan konsil fevkalade önem taşımaktadır. Bu konsile Roma İmparatoru Konstantin de bizzat katılmıştır; bu açıdan siyaseten de önemlidir. Toplantında Hz. İsa'nın Tanrı ile aynı özden geldiğine karar verilmiştir. İznik İkrarı denen inanç maddeleri kabul edilmiştir ve bu günümüze kadar Hristiyanlığın temelini oluşturmaktadır.
380 yılında İmparator Theodosius'un Selanik Fermanı Hristiyanlığı resmi devlet dini haline getirmiştir. 4. Yüzyıldan itibaren Roma, İstanbul, İskenderiye, Antakya ve Kudüs büyük piskoposluk merkezlerine dönüşmüşlerdir. 476'da Batı Roma çökünce Papalık fiili olarak din ve siyaset merkezi olmuştur. Zamanla Batı ile Doğu arasında kültürel farklar büyümüş, nihayet 1054'de aradaki bağ tamamen kopmuştur (Büyük Ayrılık, "Great Schism"). Katolikler ile Ortodokslar birbirleriyle düşmanlığa varan rakipler haline gelmişlerdir.
Her ne kadar İznik'te "ekümenik" bir ayin yapılmış olsa da Papa'nın Türkiye'ye ziyaretini eleştirenlerin arasında Türk Ortodokslar da vardır. Bırakın Katolikler ile Ortodokslar arasındaki ayrımı, ikisi kendi içlerinde bile pek çok gruba ayrılmışlardır. Fener Rum Patrikhanesi'nin yasal olarak olmadığı gibi, dini olarak da ekümenik bir vasfı olduğunu söylemek güçtür. Amerikalı Papa'nın Rus Ortodoks kilisesine karşı İstanbul'daki kiliseyle arasını kuvvetlendirmek istemesi pekala siyasi olarak yorumlanabilir. Ancak bir devlet başkanı olsa da Papa'nın siyasi gücü Kral Charles'dan çok da fazla değildir.

6