Mandelson ile başladı Mandelson ile bitiyor

"İdealler değişimle hayatta kalır. Meydan okuma karşısında atalet nedeniyle ölürler." -Tony Blair

1 Mayıs 1997'de İngiltere'de sol kaybederken sol kazandı. Hayır, yazım hatası yok, kuruluşundan beri İngiliz solunun en büyük temsilcisi İşçi Partisi 23 yıl sonra bir genel seçim zaferi elde etti, ancak bunu soldan uzaklaşarak başardı. 80'lerde Margaret Thatcher'ın liderliğinde siyaseti domine eden Muhafazakar Parti, rakibi İşçi Partisi'ni seçilemeyecek konuma sokmuştu. Sendikaların etkin olduğu İşçi Partisi'nin artık demode bir çizgide olduğu, değişen ve liberalleşen dünyaya ayak uyduramadağı düşüncesine sahip değişim yanlısı bir grup genç ise bunu değiştirmeye kararlıydı.

Mandelson: 'New Labour'ın mimarı

90'ların başında Tony Blair ve Gordon Brown 'backbencher' denilen arka saflardaki parlamento üyeleriydiler. Bu ikiliyi partinin ve nihayetinde ülkenin liderleri konumuna getiren üçüncü bir kişi vardı: Peter Mandelson. Perde arkasında 'New Labour' (Yeni İşçi Partisi)'ni tasarlayan beyin Mandelson'dı. Makyavelist stratejileri, hedefe ulaşma hırsı ve kurnaz zekası sebebiyle 'karanlıklar prensi' lakabı takılan bu siyaset ustası, yepyeni bir vizyonla partiyi baştan aşağıya değiştirecekti. Küresel ekonomik değişim kabullenilmekle kalınmayacak, kalben benimsenecekti. Liberal, kural-temelli dünya düzenine yürekten bağlı bu genç siyasetçiler İngiltere ekonomisini Asya kaplanlarından ilham alarak şekillendirmeyi, aşırı sağ ile sosyalist solun arasında bir üçüncü yol açmayı hedefliyorlardı.

Blair iktidarda

Yeni imajı ve yeni lider kadrosuyla İşçi Partisi halkta karşılık gördü. Halk artık Muhafazakar Parti'nin katı politikalarından zaten sıkılmıştı, İşçi Partisi'nin ülkeyi 1980 öncesi korumacı, sosyalist anlayışa götürmeyeceğine emin olunca da 1997'de Tony Blair başbakan olarak No: 10 Downing Street'e taşındı. Bu yeni siyasi akım ilk darbesini Irak Savaşı'nda aldı. Blair'in neredeyse koşulsuz bir şekilde ABD Başkanı George W. Bush'u desteklemesi ve İngilitere'yi savaşa sokması kendi sonunun başlangıcıydı. 10 yıl No: 10'da kaldıktan sonra daha fazla baskılara dayanamayıp başbakanlığı yoldaşı Gordon Brown'a bıraktı. 2007'de görevi devralan Brown, 2010'daki genel seçimlerde hüsrana uğrayarak iktidarı tekrar muhafazakarlara vermek zorduna kaldı.

'Karanlıklar Prensi' karanlıkta

İşçi Partisi muhalefetteyken Blair'in vizyonundan bir anda olmasa da yavaşça uzaklaştı. Önce Ed Miliband daha sonra da ateşli solcu Jeremy Corbyn partiyi tekrar klasik sol bir çizgiye yaklaştırdılar. Ancak 'Blairites' yani Blairciler parti içinde varlıklarını devam ettirebildiler.