"Dünyanın dört bir yanında hukukun üstünlüğünün yerini orman kanunları alıyor."
-BM Genel Sekreteri Antonio Guterres
New York'un Brooklyn bölgesindeki Metropolitan Detention Center (MDC) adındaki hapishane Manhattan'da bulunan Birleşmiş Milletler binasına 14.8 kilometre uzaklıktadır. Araba ile yaklaşık 20 dakikalık bir mesafededir. Geçtiğimiz hafta BM Genel Kurul'unda ABD'nin savaş açtığı bir lider bu hapishanenin küçücük bir hücresinde çürümeye bırakılmışken, bir başka lider kürsüde özgürce konuşma yapabildi. Venezuela'nın de jure yani yasal olarak devlet başkanı hala Nicolas Maduro'dur. Ocak ayından beri Amerikan himayesi altında olsa da Venezuela Yüksek Mahkemesi anayasanın 234. ve 239. maddelerini uygulamış, kendisini görevden azletmeyerek geçici olarak görev yapamayacak halde tanımlamıştır. Öte yandan ABD'nin de facto savaş halinde bulunduğu İran'ın Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Amerikan Gizli Servisi'nin koruması altında New York'ta SUV konvoylarıyla dolaştı, diplomatik görüşmeler gerçekleştirdi, BM Genel Kurulu'nda kürsüden ABD'yi sertçe eleştirdi. Bu durumun nedeni işlevsizlikle suçlansa da hala ayakta duran Birleşmiş Milletler kurumudur.
Pezeşkiyan'ın kaderini Maduro'dan ayıran birinci koşul İran rejiminin direnişi, halkın önemli bir kısmının rejime desteğidir, ikinci koşul ise uluslararası hukuktur. Yine de 21. Yüzyıl'da bir devlet başkanı bir gece uyurken başka bir devletin silahlı güçleri tarafından evinden alınabildi. Ne yazık ki insanlığın 10 bin yıl önce tarım devrimi ile kurduğu uygarlık, hala ülkeler arasında anlaşmazlıkların şiddet kullanarak giderilmesini önleyememiş, kalıcı bir barış yakalayamamıştır. Her ne kadar ciddi eksiklikleri olsa da hâlâ BM çatısı altında dünyanın bir araya gelip konuşabiliyor olması çok önemlidir. Nasıl ki ikili insan ilişkilerinde eşlerden biri susarsa her şey bitmiş demek anlamına geliyorsa, ülkelerin liderleri için de aynı durum geçerlidir.
Yeni nükleer silah: Yapay zekâ (ve kontrol edilemiyor)
BM devam ederken dünya kamuoyunun ilgisini çeken bir başka olay vardı: Çin devlet başkanı Şİ'nin Beyaz Saray'da Trump ile buluşması. Hatırlarsanız Trump ikinci dönemi başlar başlamaz tarife savaşlarını başlatmış, Çin ile ilişkiler epey gerilmişti. 2025'te Güney Kore'de görüşen Trump ile Şİ geçici olarak bu "soğuk" savaşı durdurmuşlardı. Bu anlaşma 2027'ye kadar uzatıldı. ABD ile Çin arasında ekonomi hariç iki önemli konu bulunuyor: Tayvan meselesi ve yapay zekâ (YZ). Tayvan konusu klasik uluslararası ilişkiler teorileri ile açıklanabilirken YZ bambaşka bir boyut içeriyor. İnsanlığın dünyayı yok etme gücüne sahip icat ettiği başka şey ne idi düşünün: atom bombası. Bu muazzam gücün kontrol edilmesi gerektiğini idrak eden devletler ikili anlaşmalar imzalamış, uluslararası kontrol mekanizmaları dizayn etmişti. Sorun şu ki YZ devletlerin değil, şirketlerin kontrolü altında (öyle görünüyor ki onlar da pek kontrol edemiyorlar, "lütfen bizi durdurun" diyorlar).

2