"Stratejisi olmayanları sadece yenilgi bekler"
-Sun Tzu
Bir Amerikalı, bir Koreli ve bir İspanyol… hayır hayır bir fıkra başlangıcı değil, İngiltere'de yatılı lise okurken sırasıyla benim oda arkadaşlarım. Lise yıllarımda farklı farklı ülkelerden ve kültürlerden insan tanıma, beraber yaşama fırsatım (buna bazen mecburiyetim de diyordum o zamanlarda) oldu. Genel olarak Akdeniz kültüründen gelenlerle daha sıkı fıkıyken, uzak doğu bana biraz uzak kalıyordu. Çinlilere karşı özellikle belki de içten içe bir hayranlığın ters dışavurumu olarak "yahu bu kadar da çalışılır mı biraz da eğlenmek lazım" diyordum. Birkaç kişi üzerinden bir ulus hakkında genelleme yapmak doğru olmaz tabii ama inanılmaz bir disipline sahiptiler; içinde bulunduğum mikrokozmozun parlayan yıldızı kesinlikle Çinlilerdi.
O zamanlar tabii Çin, Kore, Japonya ülkelerinin vatandaşları olarak İngiltere'ye gelen çocukların içinde bir Batı hayranlığı ve kabullenilme istekleri vardı. Gerçek isimlerinin telafuzu Batılılar tarafından zor olduğu için "John", "Fred" "Julia" gibi lakap isimler kullanırlardı. 20 yıl öncesinden bahsettiğimi söyleyeyim; ABD'nin tek kutuplu dünyada süper güç olduğu, AB'nin Amerikan güvenlik şemsiyesi altında kalkınıp genişlediği hatta tek bir ülke haline gelmesinin kaçınılmaz olduğunun düşünüldüğü zamanlardı. Evet, üretim ve teknolojide uzak doğu kendi ilerlemesinin farkındaydı ancak siyasi ve kültürel üstünlük Batı'daydı. Varlıklı aileler çocuklarını özgür yaşasın ve özgüvenli yetişsin diye Batı'ya okumaya gönderiyorlardı. Çünkü Batı'nın bir hikâyesi vardı.
İşte günümüz dünyasında eğer Çin ABD'ye rakip hatta onun önüne geçen bir süper güç olacaksa bir hikâyeye ihtiyacı var. Ekonomik ve askeri alanlarda aradaki farkı kapatıp ileriye geçeceği kuvvetle muhtemel ancak Çin için insanların çocuklarını okula göndermek istediği bir özgürlükler ülkesi diyebilir miyiz Amerika hangi ulustan, sınıftan olursanız olun en tepeye yükselebileceğiniz bir Amerikan rüyası vaadinin yanında, dünyadaki liberal demokrasilerin bekçisi, insan haklarının koruyucusu iddiasıyla bir düzen kurabilmişti. ABD'nin bu rollerden geri çekilmesi bir boşluk yaratmıştır. Bu boşluğu doldurmak için Çin'in kendini yeniden keşfetmesi gerekecektir.
İngiltere-Çin yakınlaşması
Kanada Başbakanı Carney'den sonra İngiltere Başbakanı Starmer da Çin ile ilişkilerini iyileştirme ve geliştirme çabası içine girdi. Starmer 8 yıl sonra Çin'i ziyaret eden ilk Birleşik Krallık Başbakanı oldu. Ekonomik, teknolojik ve ticari alanlarda iş birliğini artırma yönünde istişareler yapıldı, örneğin AstraZeneca'nın Çin'de 15 milyar dolarlık yatırım yapmasına, Çin'in de İskoç viskisine uyguladığı tarifeyi yarıya indirmesine karar verildi. Carney gibi Starmer da Trump'ın hışmına uğrama tehlikesine rağmen Çin'e yaklaşmaya çalışıyor. Carney'nin aksine Starmer daha ortadan gidiyor, açık açık yeni bir düzen kuruluyor diye ifade etmiyor. Zor tabii yıllardır ABD ile "özel ilişki" (special relationship) üzerinden ayrıcalıklı bir müttefik olarak şimdi onun rakibiyle flört etmek.

24