Birleşmiş Milletler tarihe mi karışıyor

"Savaşta birlikte ölmek istemiyorsak, barış içinde birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz"

-Harry Truman

80 yıllık güven ve dostluk bir haftada yıkıldı; transatlantik birlik onarılması güç hasar gördü. Daha önce defalarca yazıldı çizildi, ben de pek çok kez değindim, pax-Americana sona eriyor. 1945'den beri mevcut olan liberal kurumsalcılık fikri, daha tam uygulanamadan rafa kaldırılıyor. Onun yerine "pax-Trumpa" diye uydurabileceğimiz yeni bir sistem dayatılmaya çalışılıyor: Barış Kurulu (Board of Peace). Trump'ın Davos'ta tanıttığı kurul uluslararası arenada nasıl bir etki yaratacak Birleşmiş Milletler tarihe mi karışacak

Günümüzde can çekişse de halen yürürlükte olan uluslararası düzenin temeli aslında 1795'de Kant'ın Ebedi Barış (Zum ewigen Frieden) metnine dayanır. Kant idealist bir uluslararası düzende olması gerekenleri listelemiş, detaylı bir biçimde açıklamıştır. Misal, bir devlet başka bir devletin iç işlerine zorla karışmamalıdır. Dünya devleti "weltstaat" arzu edilmemeli, onun yerine özgür devletlerin gönüllü federasyonu (foedus pacificum) kurulmalıdır. Savaşı yasaklayan ortak kurallar konmalı, asıl amaç dünyayı yönetmek değil, barışı garanti altına almak olmalıdır.

Trump'ın dizayn ettiği Barış Kurulu ise tam tersine dünyayı yönetmeyi hedefliyor gibi gözüküyor. Öncelikle kendi kankalarını topladığı, Putin'i bile dahil ettiği bir yapı demokrasiden uzak, oligarşik bir hava veriyor. Buna gelene kadar zaten kendini ömür boyu daimî başkan ilan etmesi zaten yeterince absürt bir durumdur.

BM reformu şart

Tamam BM'de ideal bir kurum değildir, eşitlik konusunda eleştiriler özellikle BM Güvenlik Konseyi ekseninde her zaman yapılmıştır. 1945'deki dünya ile şimdiki aynı değildir kabul, ancak BM'ye rakip olabilecek bir oluşumun içine girmek yerine mevcut yapıyı reform etmek daha makul bir davranış olurdu kanımca. En azından BM Kantçı bir idealin iyi kötü yansıması, Milletler Cemiyeti'nin bir devamı olarak dünyada bir düzeni temsil ediyordu.

Trump'ın kurul fikri ise öncelikle zaten bir uluslararası örgüt yapısında değil, ABD başkanının etrafında seçilmiş güçlü aktörlerin kişisel diplomasi ve pazarlıkla kriz çözmelerini öngören bir mekanizmadır. Bir kurumdan çok bir yönetim tarzıdır. Kant için barış kurallara bağlı, şahsi iradeden bağımsız, öngörülebilir ve kurumsallaşmış olmalıyken, Trump'ın fikri daha çok çıkarlar çatışması sonucu güçlülerin kendi aralarındaki anlaşmalara dayalıdır; 19. Yüzyıl'ın "Concert of Europe" (Avrupa Uyumu)'na benzemektedir.