"Siyasetin birinci kuralı: Çukurdaysan, kazmayı bırak." Denis Healey
Yine bir 'yeni İngiltere başbakanı' yazısıyla karşınızdayım. David Cameron 2016'nın temmuz ayında istifa etmişti; 10 yıl içinde son olarak 7. Başbakan Andy Burnham oldu. Bu istikrarsızlığın en önemli nedenlerinden beri kuşkusuz ki Brexit'tir. Avrupa Birliği'nden ayrılığından beri İngiltere tam olarak hâlâ kendini toparlayamadı. Peki nihayet Burnham ülkede sürekliliği sağlayabilecek mi
"Kuzey'in Kralı" lakaplı siyasetçi göreve etkin ve hızlı bir başlangıç yaptı. Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanan Burnham, alışılagelmişin dışında bir siyasetçi profili çizmek istiyor. No:10 Downing Street başbakanlık konutuna girmeden önce yaptığı konuşmada kürsü kullanmadı. Başta TikTok olmak üzere sosyal medya hesaplarından yeni projelerini duyurdu. Elinde telefon, halkın içinde selfie çeken bir lider profili şimdilik İngilizlerin hoşuna gidiyor gibi görünüyor.
Burnham'ın halefi Starmer'ın veda konuşmalarını dikkatlice takip etmiştim. İnsan ister istemez "Yahu bu kadar düzgün bir adamı niye dışarı ittiler" diye düşünüyor. Ama aslında Starmer'ın en büyük sorunu da buydu: Fazla düzgündü. Günümüz dünyasında artık 5 saniyelik çarpıcı videolar, birkaç kelimelik vurucu yazılar iş yapıyor. Sınıf birincisi çalışkan öğrenci edasıyla bir olayı bilgilendirici bir şekilde anlatmak yerine, motive edici bir müzik eşliğinde çekilen kısa bir sosyal medya videosu halk nezdinde daha büyük karşılık buluyor. Starmer kötü bir başbakan değildi ama fazla renksizdi. Burnham büyük bir enerjiyle, "işleri değişik biçimde yapma" vaadiyle geldi; peki yapabilecek mi
İşçi Partisi'nin sol kanadından birisi olan Burnham sosyal politikalara ciddi önem veriyor. Evsizliği bitirmek, hayat pahalılığını azaltmak ve restoranlar, publar gibi küçük işletmeleri tekrar ayağa kaldırmak öncelikleri arasında görünüyor. Fakat kabine seçimi, eskiyle bağlarını tamamen koparmadığını da gösteriyor. Yıllardır İşçi Partisi'nin içinde yer alan kariyer siyasetçileri ile devam ediyor. Örneğin Dışişleri Bakanı Ed Miliband'in abisi David Miliband de 2007-2010 yılları arası aynı koltukta oturuyordu. Ed, abisi ile İşçi Partisi liderliği yarışına girmiş ve kazanmıştı, ancak partisine bir seçim zaferi getirememiş, başbakan olamadan liderlikten istifa etmişti. Burnham'ın işleri değişik yapma vaadiyle pek de uyuşmayan bir kabine seçimi gördük diyebiliriz.
Konut krizi, hayat pahalılığı, NHS (sağlık hizmetleri) bekleme süreleri, Reform UK'in yükselişi iç politikada başını ağrıtacak konu başlıkları iken, Ukrayna ve İran savaşları ve kuşkusuz ki Trump, dış politikada Burnham'a uykusuz geceler vadediyor.

12