Avrupa detone oldu

"Herhangi bir yerdeki adaletsizlik varsa, adalet her yerde tehdit altındadır"

-Martin Luther King Jr.

Eskiden 7'den 77'ye herkesi televizyon başına kitleyen ama artık çoğumuzun haberi bile olmadığı Eurovision finali dün geceydi. Tabii ben bu yazıyı program daha gerçekleşmeden yazıyorum; kim kazandı, kaybetti bilmiyorum. Zaten konumuz da bu değil. Bu yıl Eurovision hakkındaki asıl önemli olay beş ülkenin organizasyonu boykot etmesidir. İrlanda, İspanya, Slovenya, Hollanda ve İzlanda, İsrail'in katılımı sebebiyle şarkı yarışmasına katılmadılar. "Euro" ile başlayan bir organizasyonda İsrail'in ne işi var diye zaten düz mantık kullanarak sorgulayabilirsiniz; aynı mantığı UEFA'da da yürütebilirsiniz. Hadi diyelim bu saçmalıklara göz yumdunuz, Rusya yasaklıyken İsrail'in yarışmasına izin veriliyor olmasına herhangi bir mantıklı açıklama getirmeniz imkânsızdır.

Eurovision, Avrupa Yayın Birliği (European Broadcasting Union, EBU) tarafından koordine ediliyor. Organizasyon 70 yıllık tarihinde en büyük boykot ile karşılaşıyor. Zaten geçen yıl İsrail'in ikincilik elde etmesinin arkasında oy manipülasyonu olduğu iddiaları yarışmaya gölge düşürmüştü. Netanyahu'nun kişi başı maksimum sınır olan 20 oy kullanılması için aktif propaganda yapmış olması üzerine bu sene EBU bu sınırı 10 oya çekti. Yarı finallerde İsrail'in performansı protesto edildi, protestoculardan dört kişi güvenlik görevlileri tarafından salondan çıkarıldı. Binin üzerinde sanatçı ve ünlünün imzalarının bulunduğu mektuplar İsrail'in katılımını kınamak üzere daha önce yayınlanmıştı. Tüm bunlara rağmen İsrail'in katılımı durdurulamadı.

İsrail'e uygulanan bu çifte standart artık dünya kamuoyunun vicdanını giderek daha çok acıtır hale gelmiştir. Eurovision gibi neşeli, çok da ciddiye alınmayan, izleyenlerin biraz alaycı bir bakış açısıyla eğlenmek için televizyon karşısına geçtiği bir organizasyonun bile tadını kaçırmayı başardılar.

Aslında Eurovision, İkinci Dünya Savaşı sonrasında siyasi, ekonomik, toplumsal ve kültürel, yani her alanda kenetlenmeye çalışan Avrupa'nın bir birlik beraberlik ürünüydü. Soğuk Savaş'ın bitmesiyle beraber Doğu Avrupa ülkelerinin de katılımlarıyla organizasyon büyüdü. O kadar ki 2004'den itibaren önce tek, 2008'den beri de iki yarı final düzenlenmek zorunda kalındı. Eurovision'a katılmak Batı'ya göz kırpmak anlamına geliyordu. Ancak hem oylama sistemindeki adaletsizlikler hem de ister istemez jeopolitik gerçekliklerden yarışmanın ayrılamayışı Eurovision'ın ciddi bir şarkı yarışması olmasını engelliyordu. Yine de renkli kostümler, Eurodance tarzı eğlenceli şarkılar, sadık hayran kitlesiyle keyif veren bir olaydı, artık o yapısını da kaybetti. İsrail yüzünden Avrupa kendi birlik beraberliğinin bozulduğunu belki Eurovision üzerinden anlar umarım.