İyi insan ayrılır, kötü insan hesaplaşır

Boşanmak, bir evliliğin bitmesidir. Anne ya da babalığın değil. Ne var ki yıllardır eğitim danışmanlığı yaparken en sık karşılaştığım tablo tam tersini söylüyor.

Bir zamanlar aynı sofraya oturan, aynı hayalleri kuran, aynı çocuğun doğumunda gözyaşı döken iki insan yollarını ayırdıktan sonra, savaş alanına dönüşen ilişkinin en ağır bedelini çoğu zaman çocuk ödüyor ve ne yazık ki bu savaşın en görünür cephesi okul oluyor.

Çocukların okul ücretleri...
Servisleri...
Kitapları...
Etütleri...
Yurt dışı eğitim planları...
***
Evliyken rahatlıkla karşılanan masraflar, boşanma dilekçesinin imzalanmasıyla bir anda "ödenemeyecek yükler" hâline geliyor. Oysa değişen çoğu zaman ekonomik durum değil; birbirine duyulan öfke oluyor. Bugüne kadar yüzlerce aileyle çalıştım. Çok farklı sosyoekonomik düzeylerden anne ve babalar tanıdım. Şunu üzülerek söyleyebilirim ki bazı insanlar eski eşini cezalandırmanın en etkili yolunun çocuk üzerinden geçtiğini düşünüyor. Çocuğun okul ücretini ödemeyerek... Kursa gitmesine engel olarak... Yurt dışı hayalini erteleyerek... "Parayı ben veriyorsam kuralları da ben koyarım" diyerek... Aslında eski eşini değil, kendi evladının geleceğini cezalandırıyor. Çocuk bunu hiçbir zaman unutmaz. Çünkü çocuklar söylenmeyenleri de duyar. Annesinin her ay okul muhasebesiyle yaptığı gergin telefon görüşmelerini... Babasının "Ben ödemiyorum" dediğini... Annesinin gece uyuyamadığını... Kendisinin yük olduğunu düşündüğü o sessiz anları...Hepsini hafızasına kaydeder. Bir çocuğun omuzlarına taşıyamayacağı kadar ağır yükler bırakıyoruz. Sonra yıllar sonra aynı çocuk öz güven problemi yaşayınca, ilişkiler kurmakta zorlanınca, kendini değersiz hissedince bunun nedenini anlamaya çalışıyoruz.

Haberin Devamı


Oysa cevap bazen çok eskidedir. Çünkü çocuk için okul sadece eğitim aldığı bina değildir. Okul; arkadaşlarıdır. Aidiyet hissidir. Rutinidir. Güvende hissettiği yerdir. Kimliğinin oluştuğu alandır. Bir çocuğu okulundan koparmak bazen sadece okul değiştirmek değildir. Onun kurduğu dünyayı yerinden sökmektir. Elbette her aile aynı ekonomik güce sahip değildir. Gerçekten ödeme güçlüğü yaşayan aileler vardır ve bunu kimse yargılayamaz. Ancak benim sözünü ettiğim bambaşka bir durum.
Ödeyebildiği hâlde ödememeyi tercih edenler... Çocuğun ihtiyacını eski eşiyle hesaplaşmanın bir parçasına dönüştürenler..." O düşünsün" "O çalışsın" "O halletsin" cümlelerinin arasına sıkışan çocuklar... İnanın bana, onlar büyüyor. Ve büyüdüklerinde kimin ne yaptığını çok iyi hatırlıyorlar. Yıllar sonra anne babalar bana bazen aynı soruyu soruyor: "Çocuğum neden bana uzak" Cevabı çoğu zaman çocuk hiç söylemiyor. Ama davranışları söylüyor. Çünkü çocuklar unutmaz. Onlar sadece konuşmayı bırakır.
***
Boşanma davalarında çoğu zaman kimin haklı olduğu konuşulur. Kim daha fazla fedakârlık yaptı Kim daha çok kırıldı Kim daha büyük haksızlığa uğradı Belki de asıl sormamız gereken soru şudur: Bu kavganın içinde çocuk ne hissediyor Çünkü haklı olmak her zaman doğru davranmak anlamına gelmez. Ve tam da burada yıllardır inandığım bir cümleyi paylaşmak istiyorum: Haklı olmak ile onurlu kalmak aynı şey değildir. Haklı olabilirsiniz mahkeme sizi haklı bulabilir, kanun sizin yanınızda olabilir ama çocuğunuz yıllar sonra sizi nasıl hatırlayacak İşte bunun cevabını hiçbir mahkeme veremez. Onurlu insanlar, ayrılırken bile çocuklarının geleceğini korumayı seçer. Çünkü bilirler ki eski eş artık hayatlarının parçası olmayabilir. Ama çocukları ömür boyu onların parçası olmaya devam edecektir. İyi insanlar boşanırken çocuklarını taraf seçmeye zorlamaz, diğer ebeveyni kötülemez, okul ücretini pazarlık konusu yapmaz, harçlığı koz olarak kullanmaz, sevgisini şartlara bağlamaz. Çocuğuna "Biz eş olmayı beceremedik ama anne ve baba olmayı sürdüreceğiz" duygusunu hissettirir. İşte gerçek olgunluk budur.