Yurt dışı eğitim sektöründe yaklaşık bir ömür geçirdiğinizde çok şey görüyorsunuz. Okulların el değiştirdiğini, küçüldüğünü, birleştiğini, ekonomik krizlere yenildiğini...
Pandemi döneminde kapısına kilit vuran kurumları da gördük. Bunların hepsi ticari hayatın içerisinde yaşanabilecek şeyler. Ama bir eğitim kurumunun mali durumunun kötü olması başka bir şeydir. O kurumun, eğitimi verip veremeyeceği artık ciddi biçimde tartışmalı hale gelmişken öğrenciden para almaya devam etmesi ise bambaşka bir şeydir. Bugün uluslararası eğitim sektörünün konuşması gereken tam olarak budur. Dünyanın en bilinen dil okulu zincirlerinden EC English, Kanada dahil birçok ülkedeki operasyonlarını kapatma sürecine girdi. Kanada'daki öğrenciler için 14 Eylül 2026 itibarıyla okullar kapandı ve yüzlerce öğrenci başka kurumlara yerleştirilmeye başlandı. Aradan sadece dört gün geçti. 18 Eylül'de bu kez Kanada'nın en büyük özel dil okullarından ILAC faaliyetlerini durdurdu ve iflas korumasına başvurdu. ILAC'ın kendi açıklamasında kullandığı bir ifade özellikle dikkat çekici, kurum, son üç yıldır ciddi finansal zorluklarla mücadele ettiğini söylüyor.
Haberin DevamıASIL SORU: YÖNETİM NE ZAMAN BİLİYORDU
İşte benim sorum tam burada başlıyor. Bir eğitim kurumu üç yıldır ciddi finansal sıkıntı yaşıyorsa, öğrenciden hangi noktaya kadar para almaya devam edebilir Daha önemlisi, yönetim, kurumun öğrencinin satın aldığı eğitimi verme ihtimalinin ciddi biçimde ortadan kalktığını ne zaman biliyordu Çünkü iflas etmek suç değildir. Yanlış yatırım yapmak suç değildir. Bir şirketin nakit akışının bozulması da tek başına suç değildir. Ama bir şirketin yöneticileri, hizmeti veremeyeceklerini bildikleri halde bunun aksine bir izlenim yaratarak müşteriden para almaya devam etmişlerse, artık tartışmanın adı yalnızca "ticari başarısızlık" olmayabilir. Kanada hukukunda da dolandırıcılık açısından kritik meselelerden biri budur, aldatma, yanlış be-yan ve hileli yollarla karşı tarafın parasından veya malından mahrum bırakılması. Dolayısıyla bugün ILAC konusunda sorulması gereken soru "Şirket neden battı" sorusundan çok daha büyük. Şirket ne zaman batacağını anladı Bence öğrenciler, veliler, acenteler ve sektör temsilcileri özellikle bu sorunun cevabını istemeli. Çünkü bir şirketin cuma günü iflas başvurusu yapabilmesi için finansal tablosunun perşembe gecesi bir anda bozulmuş olması pek akla yatkın görünmüyor. Elbette bunun ne zaman bilindiğini bugün biz bilmiyoruz. Bunu banka hesapları, yönetim kurulu kayıtları, nakit akış tabloları, alacaklı listeleri, yatırımcı görüşmeleri ve iflas dosyası gösterecek. Bu nedenle kimseyi peşinen suçlu ilan etmiyorum. Ama soruyorum. Ve bu soruların sorulmasının sektör açısından son derece önemli olduğuna inanıyorum.
Haberin DevamıSADECE KANADA DEĞİL İNGİLTERE, İRLANDA VE MALTA'DA DA YÜZLERCE MAĞDUR
Özellikle de son günlere kadar yeni öğrenci ödemeleri alındığına ilişkin öğrenci ve acente iddiaları varsa bunların mutlaka incelenmesi gerekir. Hangi tarihte ne kadar ödeme alındı Bu ödemeler alınırken şirketin nakit pozisyonu neydi Yönetim o tarihte şirketin eğitim hizmetini sürdürebileceğine gerçekten inanıyor muydu Öğrencilere finansal risk konusunda herhangi bir bilgi verildi mi Ve belki de en çarpıcı soru; EC English'in kapanmasının ardından mağdur olan öğrencilerin başka okullara yönlendirildiği günlerde ILAC'ın kendi mali durumunun ne kadar kritik olduğu biliniyor muydu Bunlar suçlama değil. Bunlar cevaplanması gereken sorular. Languages Canada'nın açıklamasına göre EC English'in Kanada'daki kapanışından etkilenen 471 öğrenci birkaç gün içerisinde alternatif okullara yerleştirildi. Ardından ILAC kapandı. Bu kez etkilenen dil öğrencilerinin sayısı bin 362 olarak açıklandı. Ama bu hikâye yalnızca Kanada'nın hikâyesi değil. Aynı hafta EC English'in küresel kapanışı İngiltere, İrlanda ve Malta'daki öğrencileri de doğrudan etkiledi. İngiltere'de EC'nin Londra, Cambridge, Brighton ve Manchester'daki dört okulunun kapanmasıyla 328 öğrenci ortada kaldı. English UK, 18 Eylül itibarıyla bunların 317'sine başka okullarda yer teklif edildiğini açıkladı. Üstelik bu, İngiltere'de 2026'nın ilk örneği de değildi. Temmuz ayında Glasgow'daki Live Language yönetime devredildiğinde 20 öğrenci acil destek sistemiyle başka okullara aktarılmıştı. İrlanda'da tablo daha da düşündürücü. Haziran 2026'da Limerick'teki Student Campus'un beklenmedik biçimde kapanması yaklaşık 250 mevcut öğrenciyi belirsizlikte bıraktı, RTE'ye göre ayrıca henüz İrlanda'ya gelmemiş yaklaşık 300 öğrenci de ücretini önceden ödemişti. Yani tek bir kurumda yaklaşık 550 kişinin eğitimi ve parası bir anda tartışmanın merkezine oturdu. Eylül ayında EC Dublin'in kapanmasıyla İrlanda'daki öğrenciler için bu kez Protection of Enrolled Learners sigortası devreye sokuldu. Bu sistem öğrenim ücretini koruyor, fakat konaklama, uçak bileti, sigorta ve diğer masrafları karşılamıyor. Dolayısıyla "öğrenciyi başka okula yerleştirdik" demek, yaşanan maddi kaybın tamamını telafi etmek anlamına gelmiyor. Malta'da da mesele yalnızca EC'nin kapanışı değil. 2025'te International European University'nin geçici lisansının iptal edilmesi sonrasında yaklaşık 80 uluslararası öğrencinin öğrenci vizeleri tehlikeye girdi, bazı öğrenciler pasaportlarına, eğitim belgelerine ve konaklamalarına erişemediklerini söyledi. Şimdi ise Malta kökenli EC'nin 30 yılı aşkın faaliyetinin sona ermesi, ülkenin çok büyük dil eğitimi sektöründe yeni bir güven tartışması yarattı. Malta Ulusal İstatistik Ofisi'ne göre yalnızca 2025 yılında ülkedeki 34 lisanslı İngilizce okulunda 76 bin 63 yabancı öğrenci eğitim aldı. Yani burada küçük, marjinal bir pazardan değil, on binlerce uluslararası öğrencinin para, zaman ve gelecek yatırdığı dev bir ekosistemden söz ediyoruz. Bütün bu örnekler bize şunu söylüyor; Kanada'da yaşananlar münferit bir kaza gibi okunamaz. İngiltere'de 328 EC öğrencisi, İrlanda'da tek bir Limerick okulunda yaklaşık 550 mevcut ve gelecek öğrenci, Malta'da lisansı iptal edilen bir üniversitede yaklaşık 80 uluslararası öğrenci... Rakamlar farklı, mevzuatlar farklı, koruma sistemleri farklı. Ama öğrencinin yaşadığı duygu aynı; parasını ödediği eğitimin ertesi gün hâlâ var olup olmayacağını bilememek. Yani burada bilanço tablosundaki rakamlardan değil, dünyanın farklı ülkelerinden Kanada'ya hayal kurarak gelmiş gençlerden söz ediyoruz. Bir aile çocuğunu Kanada'ya gönderirken yalnızca okul ücreti ödemiyor. Uçak bileti alıyor, konaklama ödüyor, vize masrafı yapıyor, belki yıllarca biriktirdiği parasını gönderiyor. Çocuğuna "Git, dil öğren, dünyayı gör, hayatını kur" diyor. O nedenle eğitim şirketlerinin sorumluluğu sıradan bir ticari işletmenin sorumluluğundan benim gözümde daha ağırdır. Çünkü sattığınız şey bir masa, telefon ya da ayakkabı değildir. İnsanların geleceğini satıyorsunuz. Üstelik Kanada'nın iflas mevzuatı da kötü niyet ve yanlış beyan konusunu görmezden gelmiyor. İflastan önce yanlış beyanla mal veya kredi elde edilmesi hukuken ayrıca incelenebiliyor.

6