Sevgili okurlarım, geçtiğimiz yazıda Dubai'yi bir "yatırım manşeti" gibi değil, bir yaşam kararı gibi okumamız gerektiğini söylemiştim. O yazıdan sonra gelen mesajlar beni hem mutlu etti hem de düşündürdü.
Sorular artık "hangi projeden girilir" çizgisinden çıkmış; "Orada aile hayatı nasıl", "Çocuklar için güvenli mi", "Okul, sağlık, günlük düzen gerçekten işliyor mu" eksenine taşınmıştı. Bu değişim kıymetli, çünkü Dubai'yi anlamanın yolu çoğu zaman rakamlardan değil, sistemin gündelik hayata nasıl yansıdığından geçiyor. Ben de Dubai'de uzun kalıp alıcı gözüyle baktığımda, aynı soruları kendime sordum. Bu yüzden bu yazı, bir öncekinin doğal devamı.
**
Dubai'yi anlatmaya devam ederken, sahada bu sorularla her gün karşılaşan bir isimden söz etmek istiyorum: Dubai'de girişimci ve yatırım odaklı gayrimenkul danışmanı olarak çalışan Yusuf Oktay'dan. Yusuf'la konuşurken ilk fark ettiğim şey, anlatımının "satış cümleleri" üzerine kurulu olmamasıydı. Bunun arkasında da klasik bir emlak kariyerinden farklı bir geçmiş var. Makine mühendisliği eğitimi almış; ardından MBA ile iş dünyasının diliyle de düşünmeyi öğrenmiş. Yaklaşık 14 yıl boyunca Deloitte, IBM, Şişecam, Eczacıbaşı ve Acıbadem gibi Türkiye'nin önde gelen kurumlarında dijital dönüşüm ve strateji projeleri yönetmiş. Bu kurumsal disiplin, onu bugün Dubai'de "ne satarız" sorusundan çok "bu şehir kime nasıl bir hayat sunuyor" sorusuna taşıyor. Üstelik sadece danışman değil; kendisi de yatırımcı. Türkiye'de arsa ve konut yatırımları yapmış olmanın getirdiği gerçekçilikle konuşuyor. Bu yüzden anlatımında romantik cümleler değil, çerçeve var; hedef, risk, süreç ve şeffaflık. "Ben mülk değil, kararın mantığını konuşmayı seviyorum" derken aslında şunu kastediyor: Bir şehirde yatırımın da yaşamın da tek bir doğru formülü yok; doğru soru, doğru kişide başlıyor.
**
Sohbetimizde en çok altını çizdiği cümle şuydu: "Dubai herkese uygun değil." Bu cümle, Dubai'yi parlatmaktan çok, doğru okumaya davet ediyor. Yusuf'a göre doğru soru "Dubai'de ev alınır mı" değil; "Dubai'de hangi yaşam bana uygun" sorusu. Aileyle mi, yalnız mı; merkezde mi, daha sakin bir toplulukta mı; iş mi, okul mu; sosyal hayat mı, doğa mı Bu sorular netleşmeden verilen her karar, dünyanın neresinde olursa olsun riskli.
**
Peki Dubai'yi bu kadar konuşulur hâle getiren ne Yusuf burada meseleyi "bugünün trendi" diye açıklamıyor; şehrin vizyonuna bağlıyor. Kurucu lider Şeyh Raşid bin Said Al Maktoum'un attığı temellerin, bugünkü liderlik tarafından istikrarlı biçimde sürdürüldüğünü söylüyor. Dubai'nin farkı, kısa vadeli hamlelerle değil, uzun vadeli planlarla ilerlemesi. Dubai 2040 yaklaşımı da bu çerçevenin bir parçası: Şehrin büyümesini rastgele değil, hedefli ve ölçülebilir bir şekilde kurgulamak. Bu vizyonun günlük hayattaki karşılığı özellikle aileler için çok somut.
**
Güvenlik, Dubai'yi konuşurken ilk sıraya yerleşiyor. Kadınların gece rahatça yürüyebilmesi, çocukların kamusal alanlarda özgürce hareket edebilmesi, buraya taşınmayı düşünen birçok aile için belirleyici. Eğitim tarafında uluslararası standartlarda seçenekler var; sağlık hizmetleri düzenli ve erişilebilir. İş tarafında hem kurumsal kariyer hem girişimcilik için farklı modeller mümkün. Günlük hayatın daha az sürprizle akması, insanı sürekli kriz çözmekten çıkarıp plan yapmaya yönlendiriyor. Rakamlar da bu dönüşümü destekliyor. Dubai'nin nüfusu bugün 4 milyonun üzerinde; Birleşik Arap Emirlikleri genelinde nüfus yaklaşık 10 milyon. Dubai'de yaşayan Türk nüfusunun 60 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Turizm tarafında da artış sürüyor; orta vadede 20–25 milyon ziyaretçi bandı hedefinin konuşulduğunu görüyoruz. Bu sayılar tek başına bir "karar" değildir ama şehrin kalıcı bir çekim merkezi olduğuna işaret eder.
**
Sıkça sorulan bir başka konu da petrol. Dubai bir petrol şehri değil. Ancak petrol gelirleri geçmişte lojistik, petrokimya ve ticaret altyapısının kurulmasına hız kazandırdı. Bugün bu altyapı hâlâ Dubai'nin büyük avantajlarından biri; yani petrol bir başlangıçtı, bugünkü Dubai ise çeşitlenmiş bir ekonomik ekosistem.

11