Dr. Egemen Bağış - Avrupa Günü, uzun yıllar boyunca barış, uzlaşma ve ortak refahın sembolü oldu. Ancak bugün Avrupa Birliği tarihinin en kritik dönemlerinden birinden geçiyor.
Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa'nın güvenlik mimarisini sarstı. Enerji krizi ekonomik kırılganlıkları ortaya çıkardı. Göç baskısı ve aşırı sağ hareketlerin yükselişi Avrupa'nın iç dengelerini zorlamaya başladı. Artık Avrupa'nın önündeki temel soru şudur:
Avrupa yalnızca büyük bir ekonomik alan mı olacak, yoksa gerçek bir küresel stratejik aktör mü
Bu yeni dönemde Türkiye'nin rolü her zamankinden daha önemlidir.
Enerji koridorlarından Karadeniz güvenliğine, NATO'nun güney kanadından göç yönetimine kadar Avrupa'nın karşı karşıya olduğu birçok stratejik başlıkta Türkiye merkezi konumdadır.
Türkiye artık yalnızca Avrupa'nın kapısında bekleyen bir aday ülke değil; Avrupa'nın güvenliği, enerji arzı ve bölgesel istikrarı açısından stratejik bir gereklilik haline gelmiştir.
Dünya yeniden coğrafyanın önem kazandığı bir döneme girerken Türkiye'nin jeopolitik konumu da daha değerli hale geliyor.
Ancak mesele yalnızca jeopolitik değildir.
Ekonomi ve yatırım güveni de Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğinde belirleyici olacaktır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın son dönemde Avrupa Birliği hedefinin önemini vurgulayan açıklamaları bu açıdan dikkat çekicidir. Çünkü günümüz dünyasında uluslararası yatırımcı artık yalnızca teşvik değil; öngörülebilirlik, hukuki güvence ve kurumsal kalite arıyor.
Bu nedenle Türkiye'nin Avrupa standartlarında reform kararlılığı göstermesi yalnızca siyasi değil, ekonomik açıdan da kritik önemdedir.

4