Hareket etmek hayatta kalmanın temel taşlarından biridir. Tehditten kaçmak, avlanmak için hareket etmek biyolojik bir zorunluluktur. Modern dünya ile birlikte hareketsizliğe mahkûm olduk. Ancak beynimiz hala milyonlarca yıllık o ilkel savaş ya da kaç mekanizmasıyla çalışmaya devam ediyor. Git gide hareketsiz bir yaşama bürünmek, zamanla sosyal yaşamdan kopuş, evden çıkmama, kişisel bakımda gerileme gibi birçok duruma yol açabiliyor. Ayrıca fiziksel sorunlar kilo, kas kaybı, eklem ağrıları gibi durumlar da tabii ki eşlik ediyor. Yani hareket etmek fiziksel aktivitenin ötesinde çok daha derin bir iyi oluş hali için gerekli.
Psikolojik açıdan bakıldığında, düzenli fiziksel aktivite beyindeki nörokimyasal dengeyi yeniden düzenleyen en güçlü doğal mekanizmalardan biri. Egzersizler esnasında salgılanan endorfin ve dopamin sadece anlık bir iyi oluş hali vermekle kalmıyor aynı zamanda kronik stresin bir sonucu olan kortizol seviyelerini de dengede tutuyor.
Yani egzersiz yapmak, düzenli ve tempolu yürüyüşler yapmak doğrudan kaygı ya da depresyonu tabii ki önlemez ancak koruyucu faktörler arasında yer alır.
Çocuklarınıza spor alışkanlığı kazandıran yol sizden geçer...
Artık hepimiz biliyoruz ki çocuk gelişiminde sosyal öğrenme oldukça önemli bir yer kaplıyor. Günümüzde ebeveynlerin çoğu çocuklarını küçük yaş itibariyle spora yönlendirmeye başladı.
Bu oldukça güzel bir gelişme ancak atladığımız "kendimiz" olmamalıyız.
Egzersiz bilişsel bir müdahaledir. Kaygı, doğası gereği geleceğe dair belirsizlikler ve tekrarlayan olumsuz düşünceler döngüsünden beslenir. Fiziksel aktiviteler bireyi bilinçli bir farkındalıkla şimdi ve burada olmaya zorlar. Kaslarınız kasılması, nefesinizin ritmi ve bedensel duyumlarınız... Zihninizi o yıkıcı düşünce sarmalından çekip çıkarır. Psikolojide öz-yeterlilik olarak adlandırılan kavram, egzersizler esnasında somutlaşır. Kendi bedeninizi kontrol edebildiğinizi ve fiziksel bir sınırı aşabildiğinizi gördükçe hayatın diğer alanlarındaki duygusal zorluklarıyla başa çıkabileceğinize dair inancınızı da pekiştirir.

24