Yangında Yalnızlık Hissi

Yalnızlık duygusu, bazen yangın kadar yakıcı olur. Günlerdir Karabük yanıyor, Bursa yanıyor, Antalya'da duman hâlâ dağılmadı. Ormanın içinden yükselen dumanlar kadar, vatandaşın içinden yükselen yalnızlık hissi de artıyor. Bir ülkede, insan kendini korumasız hissettiğinde devleti yanında görmek ister. Ama devlet sadece ekranlardan gelen "her şey kontrol altında" görüntüleriyle vatandaşı avutmaya çalışırsa, bir şeyler eksik kalır. Hem de yıllardır aynı şeyler...

Türkiye'de yangınla mücadele artık bir kapasite testinden çok, samimiyet testine dönüştü. "İçimiz yanıyor" ifadesi artık mecaz değil, gerçek. Bu ülke yangınlara hazır değil. Çünkü ciddiyetle hazırlanmıyor. Sadece iletişim stratejileri hazırlanıyor.

Mücadele mi, Görüntü mü

Yangınla mücadelede destek için Azerbaycan'dan gelen ekip sahaya indiğinde, sadece yardım değil, teknik üstünlük de taşıdılar. Bu fark, bizim eksiklerimizi daha da görünür kıldı. Zira, Türkiye'de yangın sezonu her yıl, yeterli hazırlık yapılmamış şekilde karşılanıyor.

Orman yangınlarıyla mücadelede en etkili yöntemlerden biri erken müdahaledir. Bu da ancak yeterli sayıda hava aracı (özellikle gece görüş kabiliyetli helikopter ve uçak), hızlı ve karadan erişim sağlayan araçlar, termal kameralar, yangın kuleleri, otomatik algılama sistemleri ve koordinasyon içinde çalışan eğitimli ekiplerle mümkündür. Oysa hâlâ yangınları vatandaşlar ihbar ediyor, sistemler pasif. Hava araçlarının sayısı sınırlı; bazı bölgelerde ilk müdahale saatleri buluyor.

Yangınlara müdahale sadece hortum ve suyla olmaz. Yüksek riskli bölgelerin yıl boyunca izlenmesi, orman yollarının açık tutulması, su havuzlarının stratejik noktalara yerleştirilmesi gerekir. Türkiye'de bu önleyici tedbirler ne yazık ki hâlâ geri planda. En büyük eksik ise kurumsal hazırlık.

AFAD'ın koordinasyon rolü teoride güçlü olsa da pratikte belli ki yetersiz olduğu noktalar var. Yerel yönetimlerle entegre, teknik yeterliliği olan uzman bir yapı hâlâ kurulmadı. Sivil toplumla iş birliği, gönüllü sistemler, yangın eğitimi alan köy ekipleri gibi sürdürülebilir çözümler yerine hâlâ merkezden yayınlanan videolarla kriz yönetiliyormuş gibi yapılıyor.

Önce Algı Çabası Sonra Söndürme Çabası

Yunanistan ve Bulgaristan'daki yangınları işaret eden medya, dikkat dağıtarak "onlar da yandı, yalnız değiliz" mesajı vermeye çalışıyor. Ama vatandaşın beklentisi bu değil. Yangınla mücadelede "başkaları da beceremiyor" savunması kabul edilemez. Başkasının da yanması, bizim acımızı hafifletmiyor.