Yarın, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılışının 105. yıl dönümü. Meclisin açılışı ve egemenliğin ulusa devredilişine ithafen çocuklara atfedilen 23 Nisan, ulusal egemenlik ve çocukların bir ulus için önemine birlikte dikkat çekiyor.
Bu açıdan söz konusu her iki başlığa da kısaca bir bakalım isterim
Ulusal Egemenlik
Mustafa Kemal Atatürk, "kuvvet birdir ve o da milletindir" der; egemenliğin millete ait olduğunu, milletin iradesinin de TBMM tarafından temsil edildiğini sıklıkla vurgular.
Anayasamız, "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Hiçbir surette hiçbir kişiye bırakılamaz" der.
Bu açıdan, TBMM ve onu bir araya getirme aracı olan demokratik seçimler, ulusal egemenliğin en önemli göstergeleridir.
Dolayısıyla, ulusal egemenlik, milletin kendi kendisini yönetebilmesidir. Bunu mümkün kılmak da halkın kendisini yönetecek, iradesini temsil edecek kişileri seçme hakkına sahip olmasını gerektirir.
Yani, seçme ve seçilme hakkının bulunmaması, ihlal edilmesi, ulusal egemenliğin de ihlal edilmesidir.
Bugün Türkiye'de yaşanılan sorunlar, temel gündemimiz olarak seçilmiş başkanının siyasi saiklerle tutuklanması ve cumhurbaşkanı adaylığının engellenmesi, yarının, 23 Nisan'ın, anlam ve önemiyle çok yakından ilişkili ve ne yazık ki -ulusal egemenliğin ne kadar zor koşullarda halka devredildiği düşünüldüğünde- utanç vericidir.
Çocuklar
Genç nüfusu yoğun olan bir toplumuz. Kolektif olarak çocuklara miras bırakabileceğimiz en güzel şey ise, sosyal devlet güvencesi hissetmeden yaşayacağı bir toplum.
Nitekim anayasa da sosyal devlet ilkesini içerir, çocukların devlet tarafından korunma altına alınacağını garanti eder.

8