Siyasi sadakatin sınırı

Bir lider, vatandaşın ekonomik sıkıntılarını çözme vaadiyle iktidara gelip bu sıkıntıları çözemediğinde, güçlü siyasi kimliği onu ne kadar koruyabilir

3 Kasım ABD seçimleri kısmen bu soruya yanıt verdi.

Evet, Trump bizzat sandıkta bir seçenek olarak yer almıyordu ama seçimlerin kaybedeni Trump oldu. Demokratlar hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirdi. Üstelik Cumhuriyetçiler en sağdık seçmenlerinin bulunduğu eyaletlerde bile kaybetti.

Trump'a 2024 seçimlerinde kazandıran şey, büyük ölçüde ekonomik vaadlerdi. Hedef "önce Amerika"ydı, enflasyonu düşürecekti, fiyatları ucuzlatacak, alım gücünü arttıracaktı. İki yıl geçti. Trump'ın yerine getiremediği ekonomik vaadlere bir de İran'la yürütülen savaş ve yükselen benzin fiyatları eklenince ortaya çıkan ekonomik maliyetle sandıkta karşı karşıya kaldı.

Popülist siyaset

Trump seçmenleriyle sadece siyasi değil, duygusal bağ da kuran bir siyasetçi. Kendisini Amerikan halkının gerçek temsilcisi olarak konumlandırıyor. Bu bağ sayesinde de hakkında açılan davalar, siyasi skandallar ve tartışmalar karşısında seçmen desteğini korumayı başarıyor. Normal şartlarda başka siyasetçilerin yıpranacağı skandallardan Trump, kolaylıkla sıyrılırken, seçmeniyle bağı bile kuvvetleniyor.

Ancak siyasi skandallar karşısında liderini destekleyen seçmen, yaşadığı ekonomik sıkıntılar karşısında kendi yaşam koşullarını önceliklendiriyor.

ünkü seçmen bir liderin sert üslubunu benimseyebilir, tartışmalı kararlarını savunabilir, hatta kişisel kusurlarını görmezden gelebilir. Fakat kendi hayatındaki ekonomik kötüleşmeyi her gün yeniden tecrübe eder.

Bu durum popülist siyasetin açmazını bizlere gösteriyor. Siyasi aidiyet seçmenin lidere duyduğu güveni güçlendirse de market fiyatlarını düşürmüyor ya da ay sonunda elinde kalan parayı arttırmıyor.

Sonuçlardan alınması gereken ders

Bu seçim sonuçları Trump'ın kendisine tüm desteğini kaybettiğini göstermiyor elbet. MAGAcılar hala oldukça fazla. Ancak görülüyor ki, seçimi kazanmak yalnızca çekirdek seçmenle mümkün olmuyor, ekonomik beklentilerle tercihini belirleyen kararsızların desteğini kazanmak önemli.