Popülistin Tasarladığı Sistemde Bir "Mümkün" Aramak

Macaristan'da Orban yenilse bile, popülizmin 16 yıllık kurumsal hasarı sandıkta bir gecede silinebilir mi?

Dr. Fatma Çelik
12.04.2026
51
Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Macaristan seçimlerini Türkiye'deki otoriterlikle karşılaştırarak, demokrasi mücadelesinin sadece sandık meselesi olmadığını savunuyor. Popülist liderler devletin tüm kurumlarını dönüştürdükleri için, seçim yenilgisi bile uzun yıllar sürecek bir kurumsallaştırma sorunu bırakıyor. Peki, otoriter sistemlerde seçim zaferi yalnız başına düzeltebilir bir sorun mudur?

Bugün seçmeni sandık başına giden Macaristan, Avrupa siyaseti için oldukça ilgi çekici bir laboratuvar niteliğinde. Zira son yılların en çok tartışılan kavramlarından biri olan 'popülizm' denildiğinde akla ilk gelen ülke kuşkusuz Macaristan. Benim için daha da merak uyandırıcı olabilir; zira doktora tezimde Türkiye ile Macaristan'daki seçim süreçlerini karşılaştırmayı tercih etmiştim.

Erdoğan ve Orban'ın uzun süreli iktidarlarının yanı sıra; anayasal dönüşümlere bakışları, özgürlükler konusundaki tutumları ve seçim yasalarındaki stratejik hamleleri, bu iki liderin isminin sıkça yan yana anılmasına neden oluyor. Üstelik bu sadece literatürün yakıştırması da değil; Orban pek çok konuşmasında kendisini Erdoğan'a benzettiğini açıkça ifade etmiş, hatta Avrupa'da kendisinden daha kıdemli tek liderin Erdoğan olduğunu vurgulamış, AB ülkelerinin değil Türkiye, Rusya gibi ülkelerin rol model olması gerektiğini belirtmişti.

Bu ortak payda, Macaristan'daki her seçimi Türkiye siyaseti için de ilgi çekici hale getiriyor. Peki, bu kez Orban yenilir mi

Macaristan'da Seçim

Bugün gerçekleştirilecek seçimlerde, muhalefet blokunun anketlerde favori gösterildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Ancak Macaristan'da sonucu sadece seçmen tercihi değil, Orban döneminde ilmek ilmek işlenen 'seçim mühendisliği' ve kurumsallaşmış yapı tayin edecek gibi görünüyor. Bu nedenle, muhalefet kağıt üzerinde önde olsa da 'sonuçlar henüz belli olmaz' demek en gerçekçi yaklaşım olacaktır.

Orban ve partisi Fidesz'in 2010'dan bu yana inşa ettiği bu sistem, şu temel dinamikler üzerine kurulu:

Sandalye Kazanma Avantajı: Sistem, aldığı oya oranla iktidar partisine orantısız miktarda sandalye kazandıracak şekilde kurgulandı. Öyle ki, 2014'te oyları düşmesine rağmen Fidesz meclisin üçte ikisini korumayı başardı.

Seçim evrelerinin Sınırları (Gerrymandering): Seçim bölgeleri, iktidarın oy gücünü maksimize edecek, muhalefeti ise belirli dar alanlara hapsedecek şekilde yeniden dizayn edildi.

Seçmen Kitlesinin Genişletilmesi (Dış Oylar): Macaristan'da hiç yaşamamış etnik Macarlara verilen oy hakkı ve posta yoluyla oy kullanma sistemindeki denetim eksikliği, iktidara sandıkta matematiksel bir avantaj sağlayan ve denetimi zor olan devasa bir seçmen bloku oluşturdu.

Kampanya sürecindeki adaletsizlik ise sandık güvenliğinden çok daha derin bir mesele:

Yargı ve Medya Kontrolü: Medyanın neredeyse tamamının iktidar kontrolünde olması muhalefetin sesini kısarken, yargıdaki kadrolaşma seçim itirazlarının tarafsızlığını gölgeliyor.

Seçim Organlarının Yapısı: Ulusal Seçim Komisyonu gibi kritik kurumların tamamen Fidesz çoğunluğu tarafından belirlenmiş olması, sistemin tarafsızlığına dair kuşku uyandırıyor.

Seçime saatler kala gelen son haberler ve kamuoyu araştırmaları, muhalefetin Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi etrafında kenetlenerek Orban'ın 16 yıllık kesintisiz iktidarına karşı tarihinin en ciddi meydan okumasını gerçekleştirdiğini gösteriyor. Bağımsız anketlerde muhalefetin 10 puanın üzerinde bir farkla önde görünmesi, toplumdaki değişim arzusunun somut bir kanıtı olarak okunabilir. Ancak iktidarın elindeki devlet imkanları aradaki bu farkın sandığa aynı oranda yansıyıp yansımayacağı sorusunu canlı tutuyor.