Mahkeme Salonları, Siyasetin Yeni Sahnesi mi

Türkiye son haftalarda hem siyasal hem hukuki düzlemde oldukça hareketli günler geçiriyor. Bir yanda Ekrem İmamoğlu'nun hakkında açılan davalar, diğer yanda CHP kurultay sürecinin yargıya taşınması... Belediye başkanlarının görevden alınması, kayyum uygulamaları, yargının belirli siyasi süreçlere etkisi gibi çok boyutlu gelişmeler, adalet ile siyaset arasındaki ilişkinin yeniden sorgulanmasına neden oluyor.

Hukuki süreçlerin içeriğinden çok, kimin hakkında ne zaman ve hangi bağlamda açıldığı, sürecin kendisinden daha fazla konuşuluyor. Bu da yargılama denilen şeyin yalnızca hukuk metinleriyle değil, siyasi zamanlamayla da yazıldığını düşündürüyor.

Ancak bu yazının amacı "yargı bağımsız mı" klişesini tekrar etmek değil. Çünkü asıl soru başka bir yerde duruyor: Siyasi aktörler, yargı süreçlerini nasıl yönetiyor

Bir siyasal iletişim yeri olarak mahkeme salonu

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun davaları, siyasetin mecburi yeni düzenine işaret ediyor. Savunmalar sadece hâkime değil, halka da hitap ediyor. Davalar artık siyasi liderliğin test alanına dönüşmüş durumda. İmamoğlu'nun duruşmada sergilediği tutarlılık, kendine güven ve halk diliyle kurduğu mesafesiz iletişim; mahkeme salonunu, siyasi alanın tam ortasına taşıyor.

Devlet Bahçeli'nin duruşmaların canlı yayınlanması gerektiğini söylemesiyle kısa süreli bir beklenti oluşmuş, Erdoğan'ın bu fikre "Bahçeli öyle diyorsa olabilir" diyerek kapıyı aralamıştı. Geçen haftaki duruşma sonrası gelen tepkiler esas olarak bu duruşmaların canlı yayınlanma ihtimalinin bulunmadığını ve hatta bu ihtimalin neden bulunmadığını da ortaya koydu.

Zira Giorgio Agamben'in dediği gibi, -bazen- "görünürlük, gücün kendisi haline gelir."

İzleyicilerin gizlice kaydettiği birkaç dakikalık videolar, İmamoğlu'nun duruşmasını sıradan bir yargılamadan öteye taşıdı.

İmamoğlu örneğinde gördüğümüz şey, pasif savunma yerine proaktif bir kamuoyu stratejisi. Salona girerkenki beden dili, yaptığı açıklamalar, hukuk dilinin ötesinde bir siyasal iletişim taşıyor. Çünkü bu duruşmalar, yalnızca bir cezanın önlenmesi değil, bir liderin kitlesiyle bağ kurma alanı haline geliyor. Mahkemede geri adım atmadan net konuşmak, halk nezdinde "liderlik testi"nden geçmek anlamına da geliyor.