Pek çoğunuz duymuşsunuzdur; Macaristan'da 16 yıllık Viktor Orban hükümeti son seçimlerde kaybetti. Yeni başbakanın görevine başladığı şu günlerde Orban'a yakın bir iş insanı olan Gyula Balasy'nin medya, iletişim ve etkinlikler alanında faaliyet gösteren şirketlerini bilabedel Macaristan devletine devretmeyi teklif ettiği konuşuluyor. Söz konusu şirketler, Orban döneminde pek çok devlet ihaleleri almış şirketler. Ancak Macar polis güveni kötüye kullanma ve kara para aklama şüphesiyle Balasy hakkında soruşturma başlatmış.
Macaristan siyaseti de medyası da ikiye bölünmüş durumda. Bir taraf yıllardır iktidar eliyle zengin olan bir sermaye sınıfının böyle bir pozisyonda olmasını adil bulurken, hala Orban'a yakın olan diğer taraf arka planda yeni hükümetin ciddi siyasi baskıları ve tehditleri olduğunu iddia ediyor.
Burada henüz çok yeni gerçekleşmiş iktidar değişiminin bizim temkinli yorumlar yapmamızı gerektirdiği kanaatindeyim. ünkü soruşturmalar delile mi dayanıyor, yoksa iktidar değişiminin intikam refleksi mi, henüz bilmiyoruz.
Hukuken bakarsak meseleyi şu sorulara cevap vererek incelememiz gerekir:
İhaleler gerçekten rekabetçi miydi
Kamu zararına yol açıldı mı
Medya ve reklam bütçeleri siyasi propaganda için mi kullanıldı
Kamu gücüyle özel servet üretildi mi
Demokratik hukuk devletinde de bu soruların cevabı savcılık fezlekeleri, bağımsız mahkemeler, Sayıştay raporları ve şeffaf ihale kayıtlarıyla verilir.
Ancak "rekabetçi otoriter" rejimlerde kurumların tarafsızlığına duyulan güven zayıflayınca doğal olarak bu sorulara net yanıtlar vermek de zorlaşıyor.
Hukuki mi değil mi problemi
Bir dosyanın gerçekten hukuki olup olmadığını anlamanın en basit yolu, siyasi aidiyet değişince devletin tavrının değişip değişmemesidir.
Eğer aynı fiil, muhalefetteyken "suç", iktidara yaklaşınca "görmezden gelinebilir hata" haline geliyorsa, orada hukuk devleti değil, siyasal bağlılığa göre çalışan seçici adalet vardır.
Türkiye'de de uzun süredir benzer tartışmalar yaşanıyor. Özellikle bazı belediye başkanları hakkında muhalefetteyken yoğun biçimde gündeme getirilen soruşturma ve davaların, iktidar partisine geçtikten sonra etkisini kaybetmesi kamuoyunda ciddi bir güvensizlik yaratıyor.
Burada mesele yalnızca tek tek isimler değildir. Mesele, yurttaşın güven meselesi.
İnsanlar suç işleyenin kim olduğundan bağımsız cezalandırılacağına, siyasi sadakatin koruma sağlamayacağına, parti değiştirmenin hukuki sonuç doğurmayacağına inanmıyorsa, sistemin meşruiyeti aşınır.

9