Ülkede son zamanlarda yaşananları (hala) biraz hayretle ama çokça üzüntüyle takip ediyorum. Çelişkili, endişe verici ve en kötüsü de belirsiz bir süreç yaşıyoruz.
Bir yandan ana muhalefetin liderinden bile fazla öne çıkan isme soruşturma açılıyor; iktidara yakınlığıyla bilenen medya kanalları bu iddialara karşılık İmamoğlu tarafından yapılan açıklamalara yer vermeyerek muhalefeti töhmet altında bırakarak sansürlüyor;
Bir yandan gerçeklerin ortaya çıkması, iddiaların somutlaşması için görevini yapmaya çalışan basın mensupları suçlamalarla karşılaşıyor;
Öte yandan, Adli ve İdari Yargı Kura töreninde Adalet Bakanı tarafından "Yargı vesayetin emir eri değil, hukukun savunucusudur. Milletin hakkını, hukukunu koruyan bir adalet anlayışı, vesayet sevdalılarını rahatsız ediyorsa, bu adaletin doğru yerde durduğunun en büyük ispatıdır" diye konuşma yapıyor ve yargıya yönelik eleştiri yapanları suçluyor.
Hem de yargıya dair bu tören yine yürütmenin merkezi diyebileceğimiz Beştepe'de yapılırken
Siyaset, demokrasi ve gerçekler
Demokrasi, düzenli, eşit ve yarışmacı seçimlerin gerçekleştirdiği yerde bulunur.
Yarışmacılık, seçimlerin gerçek olmasının başlıca koşuludur. Bunun için de seçenekler, yani siyasi açıdan muhalefet(ler) gerekir.
Üstelik, oy hakkının işlevi çoğunluğun iradesi üzerinden iktidarı belirlemekle sınırlı olmayıp, muhalefeti belirleyen muhalif oyların da karşılığıdır. Seçimler aracılığıyla yarının iktidarı olabilecek muhalefet, anayasal güvence temelinde iktidarı denetlemektedir.
Yasama, yürütme ve yargının ardından dördüncü kuvvet olarak bahsi geçen basının da başlıca görevi kamuoyunu bilgilendirmek, bu yolla kamuoyu adına iktidarı denetlemektir.

6