19 Mayıs 1919'u yalnızca bir tarih olarak okumak, onu eksik anlamaktır. ünkü Atatürk'le birlikte Samsun'a çıkan şey, sadece bir vapur değildi; tükenmişliğin içinden yeniden ayağa kalkma iradesiydi. O günün Türkiye'sinde işgal vardı, yoksulluk vardı, dağılmış bir devlet düzeni ve kaybedilmişlik hissi vardı. Belki en önemlisi, toplumun önemli bir kısmında yerleşmeye başlayan o ağır düşünce vardı: "Artık hiçbir şey olmaz."
Bugün Türkiye'nin özellikle genç kuşaklarında hissedilen duyguya bakıldığında, bu tarih farklı bir anlam kazanmaya başlıyor. Elbette bugün bir işgal altında değiliz. Bugün başka türden bir yorgunluğun içindeyiz. Ekonomik daralma, gelecek kaygısı, toplumsal kutuplaşma ve sürekli kriz atmosferi, özellikle genç kuşak üzerinde görünmez bir baskı yaratıyor. Diploma sahibi olmanın artık güvenli bir gelecek vaat etmediği, liyakat tartışmalarının hiç bitmediği, ifade alanlarının daraldığı hissinin yaygınlaştığı bir dönemde yaşıyoruz. Birçok genç için yurtdışına gitmek artık bir macera değil, zihinsel bir kaçış fikrine dönüşüyor.
Tam da bu nedenle 19 Mayıs'ın bugünkü anlamı, tarih kitaplarında duran nostaljik bir hatıradan çok daha fazlasıdır. ünkü o tarih, şartların mükemmel olduğu bir anda değil; neredeyse herkesin umudunu kaybettiği bir dönemde başladı. Bu nedenle 19 Mayıs, bir zafer kutlamasından önce, "henüz bitmedik" diyebilme iradesidir.
Her neslin kendi Samsun'u vardır
Türkiye bugün siyasi, sosyal ve kültürel olarak oldukça parçalı bir görüntü veriyor olabilir. İnsanlar farklı ideolojilere, yaşam tarzlarına ve dünya görüşlerine sahip. Ancak bütün bu ayrışmanın altında dikkat çekici ortak bir duygu da var: Yeniden başlayabilme arzusu.
Belki de bu nedenle 19 Mayıs hâlâ güncel bir sembol. ünkü her neslin kendi Samsun'u vardır. Her dönemin kendi karanlığı, kendi belirsizliği ve kendi yön kaybı bulunur. Mesele, o karanlığın içinde yön tayin edebilmektir.
1919'un insanları fiziksel olarak yorgundu. Savaşlardan çıkılmış, şehirler yıkılmış, kaynaklar tükenmişti. Bugünün insanı ise daha çok zihinsel olarak yorgun. Sürekli değişen gündemler, ekonomik baskılar, gelecek kaygısı ve toplumsal gerilimler; özellikle genç kuşaklarda görünmeyen bir tükenmişlik yaratıyor. Bu yüzden bugün 19 Mayıs'a bakarken yalnızca tarihi bir başarıyı değil, tükenmiş bir toplumun yeniden ayağa kalkabilme ihtimalini de görmek gerekiyor.

14