Bir Cinayet Daha Değil, Bir Alarm Daha

23 Temmuz 2025'te, İtalya Parlamentosu kadın cinayetlerine karşı tarihi bir karar aldı. 2024 yılı boyunca ülkede 113 kadın öldürülmüş, bu rakam büyük bir toplumsal tepkiye neden olmuştu. Tepkinin ardından hazırlanan yasa tasarısı, kadın cinayetlerinde ömür boyu hapis cezası getirilmesini, failin koşullu salıverilmesini zorlaştırmayı ve şiddet eğilimi gösteren bireylerin daha sıkı denetimini içeren kapsamlı düzenlemeler içeriyor. Ve belki de en çarpıcı yönü şu:

Bu yasa parlamentoda oybirliğiyle kabul edildi.

Kadına yönelik şiddetin siyaset üstü bir mesele olduğu, ortak bir vicdanla kabul gördü.

Peki Türkiye'de durum ne

Kadın cinayetleri ne yazık ki Türkiye'de artık istatistiklere sıkışmış soğuk sayılar hâlini aldı. Her yıl yüzlerce kadın, çoğunlukla en yakınındaki erkekler tarafından katlediliyor. Ancak bu cinayetler gündemde kısa süreli dalgalanmalar yaratıyor, sonra unutuluyor. Oysa Ayşe Tokyaz cinayeti gibi davalar, üzerine uzun uzun konuşulması ve devletin nerede eksik kaldığını açıkça tartışması gereken olaylardır. Katil zanlısının daha önce bir kadının ölümünde şüpheli olması ama buna rağmen dışarıda dolaşabiliyor olması, infaz sistemimizdeki yapısal sorunları bir kez daha açıkça ortaya koyuyor.

Bu noktada Türkiye'nin 2021 yılında bir gece yarısı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi'nden çekildiğini hatırlamak gerekiyor. Kadına yönelik şiddetle mücadelede uluslararası çapta kabul görmüş en kapsamlı metin olan bu sözleşmeden çekilmek, sadece hukuki bir geri adım değil; aynı zamanda topluma verilen sembolik bir mesajdı: "Devletin önceliği başka." Bu karar, kadınların devlete duyduğu güveni sarstı, şiddete eğilimli failin ise kendini daha güçlü hissetmesine neden oldu.

Oysa, kadın cinayetleri politiktir. Çünkü kadınların yaşama hakkını güvence altına almak, sadece bireysel bir mesele değil, kamusal bir sorumluluktur. Türkiye'de cezaların kağıt üstünde sertleşmesi yeterli olmuyor; önemli olan, bu cezaların uygulamada tam anlamıyla hayata geçmesi. Ağır cezalar verilse de, infaz yasasındaki açıklar nedeniyle birçok fail kısa sürede dışarı çıkabiliyor. Oysa caydırıcılık, sadece mahkeme salonlarında değil, sokakta da hissedilmelidir.