Nobel Barış ödülü, Trump'ın isteği, UCM, apartheid

Trump, Nobel Barış Ödülünün kendisine verilebileceği beklentisi içindeydi, fakat olmadı. Bununla da kalmadı, İsrail'in Gazze'de yaptığı soykırımı dünyaya ilan eden BM Komisyon Başkanı Navi Pillay'a verilmesi Trump cephesinde bardağı taşıran son damla oldu.

2026'nın Nobel Barış Ödülünün Navi Pillay'a verilmesinin ardından Trump'ın açıklaması geldi. Sekiz savaşı sonlandırdığını ve dünya barışına katkı sağladığını söylemesi hiç inandırıcı gelmedi. Gazze'yi yerle bir eden soykırımcı Netenyahu'ya şartsız destek veren bir anlayış nasıl olur da Nobel Barış Ödülü'ne kendisini layık görebilirdi, anlamak mümkün değil.

ABD ve İsrail yanlısı çevreler, Gazze'de soykırımı tespit eden BM Komisyonuna başkanlık yapan Navi Pillay'ın Nobel Barış Ödülü'nü almasından rahatsız oldular.

Ödülün siyasî bir tarafının olduğu hep söylenir ve bu yüzden verilenden ziyade verilme şekline odaklanılır, tıpkı bu senede olduğu gibi, bu yüzden ödül farklı manalar taşır. Navi Pillay'ın seçilmesi bir yerde AB'nin mesajı gibi, net olarak siyaset odaklı. Bazen verilmek istenen mesajları siyasîler ortaya koyamayabilir, bu tarz çıkışlar çok kıymetli bir hale dönüşür.

Hatırlayalım, 2025 Nobel Barış Ödülü'nü Venezuellalı muhalif lider Maria Corina Machado kazanmıştı. Sözüm ona Venezuella halkının demokratik haklarını savunmak ve diktatörlükten demokrasiye geçişte çaba sarf ettiği için ödüle layık görülmüştü. Gelinen noktaya baktığımızda Venezuella; ABD'nin bir gece operasyonu ile el koyduğu ülkeye dönüşmüş, Machado ise ABD'den beklediği desteği bulamamış, ülkesinin ABD tarafından el konulmasına gelecek vaadi ile ses çıkarmamış ve ABD'nin yanında yer almıştı. Oysa şimdi ülkesi ABD tarafından sömürülür hale konulmuş durumda.

Bugün için AB destekli Nobel Barış Komitesi neden böyle karara imza attı ABD'nin baskılarından bunalan AB'nin bu manada bir çıkışı olarak algılanabilir. NATO ve AB ülkelerine Ukrayna-Rusya savaşı bahane edilerek Trump tarafından ciddi baskılar söz konusu. AB ülkeleri, Rus gazını çok ucuza alırlarken, savaş bahane edilerek ABD tarafından konulan yasaklar sonucu, Rusya'dan değil, gemilerle ABD'den getirilen gazı çok daha pahalıya alıyorlar. Kış yaklaşıyor, ısınmada kullanılacak olan Rusya'nın serbest bıraktığı ama ABD eli ile satılacak olan fosil yakıta (dizel) bakalım. Aynı senaryo burada da var, Rusya'dan alamazsınız, ama ABD LNG ve fosil yakıtları gemilerle AB'ye taşır ve pahalıya alırsınız. AB ülkeleri bu durumdan iyice sıkılmış durumdalar. Bir de Zelenskiy'e gönderilen milyar Eurolar işin cabası.

Ödül sonrası ABD'nin önde gelen Yahudî lobileri, Pillay'ın Nobel Barış Ödülü'ne layık görülmesinin ardından açıklama yaptılar. Wall Street Journal gazetesinin yayın kurulu tarafından kaleme alınan "İsrail'den Nefret Etmeye Nobel Ödülü" başlıklı yazıda, Pillay "uluslararası hukuku çarpıtmakla" suçlandı. Yakın zamanda Pillay'ın hayatında bazı zorlu değişimlerin olacağını şimdiden söylemek mümkün. Sağlık sigortası, kredi kartları, uçuş hürriyeti noktasında sıkıntılar yaşayabilir. Avrupa ve ABD'deki İsrail yanlısı birçok kuruluş da Pillay'ın Nobel Barış Ödülü'nü almasını kınamaları beklenen sonuçtu.

Komitenin seçimi ABD'nin baskılarının arttığı döneme rast gelmesi planlı olabilir. Özellikle, UCM'ye yönelik yaptırım uygulama tehditleri, Netanyahu'yu yakalamayan, BM'de konuşturan âdeta UCM'yi takmayan ABD karşısında bir çıkış arıyorlardı, rahatsız olduklarını belirttikleri bu olay AB'ye iyi geldi.

AB, ABD'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne yaptırım uygulama kararından derin üzüntü duyduğunu belirterek, Washington'a bu önlemleri geri çekme çağrısında bulunması da bu yüzden.

AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, uluslararası hukuka saygıya dayanan ve uluslararası düzene yönelik kararlı desteklerinin devam edeceğini, UCM'nin bu düzenin temel unsurlarından biri olduğunu vurgulaması önemli. UCM'nin uluslararası toplumu ilgilendiren, en ağır suçları işleyenlerin hesap vermesini sağlamada kritik rol oynadığına işaret edilmesi de önemli. UCM; devletlerin soykırımı, insanlığa karşı işlenen suçlar, savaş ve saldırı suçlarından sorumlu kişileri yargılamak adına devreye giriyor.

Bu açıklama sonrasında ABD'den cevap gecikmedi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio tarafından yapılan resmî açıklamada "Ya UCM tehditlerine son verecek ya da biz UCM'yi ortadan kaldıracağız" ifadesini kullanması enteresan. Bir nevi aslında AB'ye karşı bir tavır ve tehdit olarak da algılanabilir.

Bu manada yeni bir açıklama ise Lahey'deki Uluslararası Adalet Divanından geldi. İsrail'in, Kudüs başta olmak üzere işgal ettiği bütün toprakları geri vermesini ve Filistinlilere tazminat ödemesini emreden bir karar alması da muhteşem. İsrail'in Filistin topraklarındaki uygulamalarını "apartheid" olarak nitelemesi de çok güçlü bir mesajdı. İlk defa böyle net bir karar çıkması ABD tarafından yakından takip edilecektir.