Yazar, ABD-İran ateşkesini İran'ın güçlenerek çıkacağı bir sonuç olarak değerlendiriyor ve ABD'nin asıl hedefinin rejim değişikliği değil uranyum olduğu iddiasını öne sürüyor. Bu iddiaları, savaşın başlangıç nedenleri ile barış şartlarının çelişkisinden hareketle destekliyor. Fakat ABD'nin ateşkes şartlarında uranyum konusunda taviz vermesi, yazarın tezini ne kadar güçlendiriyor?
Barış görüşmelerini Pakistan'ın önderliğinde, İslamabat'ta Molla rejimi ile yapacaklar. Kısacası rejim değişikliği yapacağız diye savaşı başlatan ABD, rejim değişikliğinin olmadığını da dünyaya ilan etmiş olacak.
İran ise dünya çapında terörizme destek veren yapısından kurtulmak ve ambargoların kaldırıldığı yeni dünya düzeninin bir parçası olmak için adım atacak. Rejim de bu şekli ile aynen devam edecek.
İran halkı içerde, savaş öncesi rejime karşı ayaklanmış ve parçalı görünüme sahip iken, ABD'nin özellikle 165 kız çocuğunu katlederek savaşa girmesi ile bu parçalı görünüm şimdilik rafa kalkmış durumda. Savaşın nihayetinde içerde ciddi bir dönüşümün önü açılabilir. İran geçmişi ve tarihî dokusu ile muhteşem bir ülke. O yüzden bu gelişmenin önünde rejiminin açılım yapmadan, değişime yeşil ışık yakmadan devam etmesi zor görünüyor.
Ateşkes sürecine baktığımızda, özellikle Mücteba Hamaneyin "anlaşın" talimatının öne çıktığını söylemek mümkün. Müçteba Hamaney'in bu yaklaşımı önemli, İran halkı da yıllardır yeni dünya düzenin bir parçası olmak istiyor ve rejimin savaş öncesi yükselen bu seslere kulak vermesi beklenebilir. Şimdilik önlerinde emperyal bir güç olan ABD'nin saldırısı söz konusu. Öncelikle bunun bertaraf edilmesi gerekiyor. Değişimin ise, İran halkı tarafından bizzat kendi istekleri doğrultusunda olması önemli. Mücteba Hamaney'in Londra'da evinin olduğu ve ara ara orada yaşadığını söyleyelim. Ateşkesin İran tarafından sunulan maddelerine baktığımızda, savaştan ciddi manada güçlenerek çıkan bir İran söz konusu olacaktır. Bölgede daha güçlü, in, Rusya, Hindistan ve Kuzey Kore'yi arkasına alan bir İran olmuş olacak. ABD'nin ilkesel olarak saldırmazlık garantisi vermesini ön koşul olarak istiyor ve garanti bekliyorlar. Hürmüz Boğazı'nın kontrolünün İran'a verilmesi hatırı sayılır gelir kapısı olacaktır. Her gemiden iki milyon dolar alınması gibi bir süreç İran'ın olacak.
Uranyum zenginleştirmenin devam etmesi, savaşın asıl teması buydu. Nihaî olarak, "uranyumu elinde bulunduran İran'ın olası bir İsrail-Türkiye gerginliğinde kimin yanında duracağı" sorusu gündeme gelebilir. İran'a tüm yaptırımların kaldırılması ile İran halkı dünyaya açılmak isteyecektir. Rejim de buna izin veren bir yapıya dönüşebilir, İran'a yaptırımların kaldırılması, ambargonun sonlandırılması, BMGK ve Uluslararası Atom Enerjisi kararlarının sona erdirilmesi, İran'ın kendi içinde serbest hareket edeceği anlamı taşıyacaktır. İran'a tazminat ödenmesi, dondurulmuş tüm İran varlıklarının serbest bırakılması, savaş sonrası kendi zenginliğini kullanması anlamına gelecektir.

2