AB ve Türkiye ilişkileri-2

Bu açılım gerçekleşirse Türkiye, konumu itibarıyla da AB'nin birliğe dahil olmadan vazgeçilmez ortağı olabilir.

Bu gelişme, dış politikada oybirliği gerektiren durumlarda Türkiye'ye karşı devamlı veto hakkını kullanan Yunanistan ve GKRY'ye de "dur" denecektir. Bu görüş kabul görürse oy birliğinden ziyade o konu için oy çokluğu devreye girecek, sistem bu şekilde işleyecek.

Bu karar uygulama alanı bulursa AB'nin elini güçlendirebilir. İspanya'nın başını çektiği insan hakları, demokrasi, hukukun üstünlüğü gibi konularda karar alma aşamasında etkin rol oynayarak İsrail'in Gazze'de, Batı Şeria'da, Lübnan'da yaptığı soykırıma karşı aleyhte karar çıkabilir.

AB, Türkiye'yi birliğe alma noktasında Hristiyan kulübü olması sebebiyle ayak direnirken, değişen şartlarda Müslüman Türkiye'nin savunma sanayindeki gelişimine kayıtsız kalamıyor. Bu yüzden gelecekte gümrük birliğine benzer şekilde savunma paktı kurulması beklenebilir. Almanya'nın ilk adımı atarak PATRIOT verme noktasında teklif yapması boşuna değil. ABD'nin Trump başkanlığında sadece kendini düşünen yapısından da çekinen AB, Rusya'ya karşı savunma gücünde Türkiye'ye rol biçebilir. Bu çok uzak görünen bir gelişme değil. Ayrıca NATO'nun Temmuz ayında Türkiye'de yapacağı toplantı bu manada çok önemli; AB, ABD ve Türkiye'nin ajandaları hayli kabarık durumda. Ankara bunun için Güneydoğu Anadolu'da NATO'nun bir kolu olacak mahiyette, Türk komutan başkanlığında askerî bir birlik kuruyor. Ayrıca Boğaz'da da ek bir askerî birlik hazırlığı söz konusu. Bu gelişmeler ciddi altyapı ve think-tank sonrası gelişen hadiseler.

Türkiye AB'ye girme hayalinden uzaklaşsa da gelişen şartlar gereği AB, Türkiye ile işbirliği yapmak zorunda kalabilir. Dış siyasette bağımsız hareket etme yetenekleri bugün için sorgulanan AB ülkelerinde, Türkiye bağımsız hareket etme kabiliyetini koruma çabasında. Bu tavır "ayak sürümek" olarak algılanabilir. Ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı Von der Leyen, Türkiye'yi Rusya ve in ile aynı potada gösterse bile ortak çatı altında bir araya gelinmesine engel teşkil etmeyecektir.

Ayrıca Türkiye bu saatten sonra bağımsız hareket edebilme yeteneğini kaybetmek istemeyecektir. Her şeye rağmen AB normlarını vatandaşlarının refahı ve geleceği için hayata geçirmek zorunluluğu devam etmelidir.