Anahtar Kelimeler – Turist

Turizm, yeni bir kavramdır, dolayısıyla turist de. Sanayi Devrimi sonrası oluşan sosyolojik, siyâsî, coğrâfî şartlar, proletarya gibi yeni bir toplumsal sınıf ortaya çıkarırken, turist gibi bir insan tipini de ortaya çıkarmıştır. Daha öncesinde seyyah, gezgin veya kâşif gibi sıfatlarla uzun mesâfeli hareket eden insanların yerini artık keşfedilmiş, ulaşımı kolaylaştırılmış yerlere giden insan tipi olarak turistler almıştır. Ama hâlâ ne Evliya Çelebi, ne İbn Battuta ne de Marko Polo'nun yerini alacak, bu isimlerin eserlerine denk eserler ortaya koyacak bir "turist" çıkmamıştır. Hem ülkemizde hem de dünyâda oldukça popüler olan gezi programları da çekim yapılan bölgeye para bırakacak insan çekme önceliğiyle yapılmakta ve bu programlara genellikle turizm ya da seyahat şirketleri sponsor olmaktadır.

Seyahat etmenin bu kadar kolaylaştığı günümüz şartlarında yeni bir Evliya Çelebi'nin çıkmamasının sebepleri vardır. İşte bu sebepler "turist" kelimesini bir anahtar kelime yapmaktadır.

Turistler gidip gezdikleri yere paradan başka bir şey bırakmaz, çünkü yiyip içerler ve alışveriş yaparlar. İbn Arabî Endülüs'ten Şam'a geldiğinde, Mevlânâ Belh'ten Konya'ya geldiğinde berâberlerinde kalıcı birikimlerini getirmişlerdir. Dolayısıyla bu birikimlerini geldikleri yere getirmiş ve kalıcı olarak bırakmışlardır. Antropolojik tâbirler ifâde etmek gerekirse, bu seyahatleriyle birlikte bir kültürleşme süreci oluşturmuşlardır.

Ne yerli turistler ne de yabancı turistler, ne ülke içinde ne de ülke dışında bir kültürleşme sürecini başlatırlar. Turistler, gidip gezdikleri ve alışveriş yaptıkları yerin insan değildir ve olmazlar. Tâtil için kaldıkları süre ne kadar uzun olursa olsun, bu tecrübe her yıl tekrarlanmadığı sürece, o yerin sosyal ve kültürel özelliklerine nüfuz edemezler; yüzeysel kalırlar.

Turistler, simgesel eşya veya mimârî eserlerle ilgilenirler. Simgesel eşyâlar hediyelik eşya alırlar. Bölgenin mutfağıyla ilgili tek seferlik lezzet tecrübeleri yaparlar; yerler, içerler. Ama yiyip içtikleri şeylerin nasıl bir süreçten geçip hazırlandığını bilmezler, ilgilenmezler de. Mesela Kars'a gidince Kars kaşarı alırlar ama o kaşarın sütünü veren ineğin nasıl otladığını, peynirin kaç aylık süreçle yenecek hâle geldiğini önemsemezler.

Turistlerin çoğu, bir rehber eşliğinde ve kafile olarak gezdikleri için, ana caddelerde dolaşırlar. Görecekleri yerler önceden belirlenmiştir. Ara sokaklara girmezler. Bir kenarda oturup dinlenme fırsatları bile olmaz çoğu zaman; aksi takdirde kafilenin programını aksatırlar.

Turistler bir sulama kanalından akıp geçtiği topraklara suyunu bırakmayan, o topraklara kendinden bir şey katmayan ve o topraklardan bir şey almayan akarsu gibidir.

Turist denen kişi, gezdiği gördüğü yere dışarıdan bakar. Ya hayran olur ya da hakir görür. Gezdiği yerlerde gördüğü şeylere, hayvanat bahçesinde gezerken gördüğü hayvanlar gibi bakar. Âit olduğu yerden koparılıp âit olmadığı yerdeki hayvanı ne kadar tanıyabilirsek, turist de gelip geçtiği yerleri o kadar tanıyabilir. Zâten fotoğraf çekme ve çektiği fotoğrafları sosyal medyada paylaşma telaşında olduğu için, ânı yaşayamaz. Daha sonra bu fotoğraflara baktığında fotoğrafın nerede çekildiğini hatırlamakta zorlanır. Çünkü ne o oraya, ne de o zamâna bir âidiyet hissetmemiştir.

İNSAN TİPİ OLARAK "TURİST"

Turist insan tipi, Batılı hayat tarzının istediği insan tipidir. Turizm tanıtım filmlerinde bir yerin hep iyi taraflarının gösterilmesi gibi, turist insan tipi de Batılı hayat tarzının hep iyi ve çekici taraflarını görür. Kötü tarafları yokmuş zanneder. Bu zan, Marx'ın "yanlış bilinç" kavramından mülhem, "yanlış zan"dır.

Turist insan tipi, ona gösterilene bakar; nereye, kime, nasıl, nereden bakacağını kendi karar veremez. Buna zamânı da yoktur.

Turist insan tipi bakar ama görmez; duyar ama işitmez; dokunur ama hissetmez. Gezdiği, gördüğü yerlerin tadını, tuzunu, acısını algılayamaz. Bulunduğu yerdeki mekânı ve zamânı yaşama tecrübesini edinemez. Hep "Sırada ne var" diye telaşlı ve kör bir merak içindedir. Bu telaş içinde, samimi bir misâfirliği bile yaşayamaz.

Turist insan tipinin alt tipleri vardır: Okuldaki turist (öğrenci turist), işyerindeki turist, mâbetteki turist, duygu turisti, siyâsetteki turist, vb.

Okuldaki turist, okula turist gibi gelen, gelmek zorunda olduğu için gelen öğrenci tipidir. Ne bir şey almak ne de bir şey vermek gibi bir amacı yoktur. Sembolik binânın önünde fotoğraf çekip giden turist gibi, yoklama kâğıda imza atıp gider. Öğrenci turistin derdi bir şey öğrenmek değil, devamsızlıktan kalmamaktır. Sınavda çıkmayacak konularla ilgilenmez. Kalem ve defter taşımaz. Sınavdan bir hafta önce gelip fotokopiciden not alır. Yok yazılmamak için gelmeye tenezzül etmeyenler de, dönemin sonuna doğru ölüm, hastalık, düğün gibi zekâ seviyesi düşük yalanlarla durumu kurtarmaya çalışır.