Anahtar Kelimeler / Eğlence-2

Tek kanallı TV'den sosyal medya algoritmasına: eğlence artık siyasal kontrol aracı olmaktan çıkıp hangi güce teslim oldu?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, eğlenceyi salt boş zaman değil, siyasal iktidarın toplumsal kontrolünün kritik aracı olarak analiz ediyor. Tek kanallı TV döneminden sosyal medya çağına geçişi inceleyerek, kontrolün devlet yerine algoritma kontrolunda olanağını, bu dönüşümün toplumun yaratıcı kapasitesini körelttiğini gösteriyor. Peki, algoritmaların kontrolü merkezileştirilmiş siyasal iktidardan daha mı zararlı?

Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda, eğlencenin bir önceki yazımdaki anlam ve işlevlerinin yanında bir de kısıtlama ve kontrol tarafı da olabilir.

EĞLENCENİN SİYASAL GÜCÜ

Bu kadar önemli bir eylemin siyasal yönünün olmaması ve siyasal amaçlarla kullanılmaması düşünülemez. Dolayısıyla eğlencenin sosyal açıdan bu mâsum, mâkul, makbul ve hatta zarurî tarafının yanında siyasî tarafı da vardır.

Türkiye'nin tek televizyon kanallı olduğu yılları hatırlayalım. Değil özel televizyon kanalları, 6 Ekim 1986'ya kadar TRT'nin ikinci bir kanalı yoktu. Televizyon seyrederken kanal değiştirme diye bir şey bilmezdik. İnsanlar şimdiki gibi "Dün falanca kanalda filanca programı seyrettin mi" diye soramaz, "Dün televizyon seyrettin mi" diye sorardı. O günlerde evimizde uzaktan kumanda diye bir âlet yoktu çünkü değiştirecek kanal yoktu.

Dönemin siyâsî iktidarları neyin, ne zaman, ne sürede yayınlanmasını uygun görürlerse, televizyonda onun yayınlandığı ve tüm ülkenin buna mâruz bırakıldığı o yıllarda, televizyon en yaygın ve en ucuz eğlence aracıydı. Ucuzdu ama yine de her evde televizyon yoktu ve evinde televizyon olmayanlar komşuya televizyon seyretmeye giderdi. Filmler ve dizilerin hepsi yabancıydı. Televizyon yayını ile yaşıt olan Kaynanalar (1974) dizisi, uzun süre tek yerli yapımdı. Amerikan yapımı film ve dizilerin oranının azalması Türk-Amerikan ilişkilerine gölge düşürebiliyordu. Bugün gençliğin ve kültürün bozulmasından şikâyet edenler, kendi gençliklerinde Amerikan filmleri ve dizileriyle Amerikan kültürüne mâruz kaldıklarının farkında değildir.

Bu dönemde en çok televizyon seyredilen akşam saatlerinde yayınlanan Dallas, San Fransisko Sokakları, Bonanza gibi Amerikan dizilerini veya Pazar sabahlarında yayınlanan kovboy filmlerini veya Batı müziği konserlerini ya da Türk müziği anlamında sâdece halk müziğinin icra edildiği ve yöresel kıyafetlerle folklör ekiplerinin sahne aldığı programları yaşı uygun olanlar hatırlar.

Red Kit adlı çizgi filmde, Kızılderililer hep kötüydü ve Red Kit, tek başına Vahşi Batı'da adâlet dağıtıyordu. Ama Red Kit'in atına neden aslında Hz. Hüseyin'in atının adı olan Düldül dendiğini kimse sorgulamazdı.

1985 yılında yayınlanmaya başlayan Kara Şimşek dizisi yüzünden birçok Türk seyirci otomobillerinin önüne sağa sola kayan ışık taktırmıştı. 80'lı yılların sonunda yayınlanmaya başlayan Cuma gecelerinin "rakipsiz eğlence" programı Bir Başka Gece ise dönemin eğlence tanımını belirleyen programdı. Bu programın jenerik müziğinin sözleri şöyleydi: "Haydi toplanın televizyon başına. Seyredelim birlikte âlemi. Neler neler oluyor, hayat nasıl akıyor Biraz da gülelim eğlenelim. Bu gece bir başka gece." Tek kanallı televizyon bizi eğlendiriyor, âlemi ayağımıza getiriyordu.

Oturma odasındaki bütün eşyâların hâlâ televizyona göre konumlanması o günlerden kalan bir uygulamadır. Herkes televizyona çıkamazdı. Bir müzisyen için TRT'de tek bir şarkı söylemek bile ünlü olmak için yeterliydi. Şimdi gündem bile olmayan Eurovizyon şarkı yarışması, o günlerde "millî" bir davamızdı.

Böylece siyasî iktidar, okul ve çalışma hayâtının yanında, tüm ülkenin ne zaman, nasıl eğleneceğine, neyi eğlence olarak göreceğine karar veriyor ve bunu belli etmeden dayatıyordu. Tüm dünyâda olduğu gibi, aynı eksende yer almayı hedefleyen ülkemizde de "modern" hayat tarzında hâlâ "yirmi dört saatlik gün, uyuma, çalışma ve boş zaman olarak ikiye bölünmektedir. Uyku ve çalışma hârici boş zaman, eğlenceye ayrılmış zaman dilimi olarak kabul edilmektedir. Eğlence, boş zamâna âit etkinlikler bütünlüğü olarak görülse de, bu durum siyasal iktidârın boş zamânı ve dolayısıyla eğlenceyi başıboş bıraktığı anlamına da gelmemektedir." (1) Bu da toplumun diğer aygıtlarının yanında devlet tarafından dayatılan bir eğlence anlayışı üzerinden de şekillendirilmesini ve yönlendirilmesini mümkün kılıyordu. Kısacası eğlencede toplum kendi hâline bırakılmıyordu.

Şimdi de bırakıldığı söylenemez. Eskiden tek kanaldan yayınlanan her bir program çeşidi için şimdi haber, spor, müzik, çocuk, diyanet, eğitim gibi özel, tematik kanallar var. Herkes istediği programı izlemek için köşesine çekiliyor.

Her ne kadar, "aptal kutusu" (2) olarak yaftalanan televizyon sebebiyle televizyon eğlenceleri de ciddiye alınacak bir eylem değilmiş gibi düşünülse de ve televizyon Neil Postman tarafından "öldüren eğlence" (3) olarak tanımlansa da, televizyon siyasal iktidarın bir kültürel iktidar aracıdır ve eğlence ciddi bir iştir.