Anahtar Kelimeler (Batı)

Bir anahtar kelime olarak "Doğu"dan bir sonraki anahtar kelimenin "Batı" olması gerekir. Öyle de oldu. Ama "Batı" deyince akla gelen onca şey arasında neyi yazacağıma karar vermek hiç de kolay olmadı. Ancak daha da önemlisi, bu yazıyı bir hafta önce yazmış olsaydım çok farklı şeyler yazardım. Fakat 2026 yılı için söylenen "barış, kardeşlik, adâlet, mutluluk" şarkılarının yankısı devam ederken, Batı'nın güncel şartlarda en öndeki temsilcisi olan ABD, hiçbir kural, hiçbir yasa ve uluslararası hiçbir anlaşma ve hukuk tanımadan, bağımsız bir devlet olan Venezuela'nın demokratik yollarla göreve gelmiş olan başkanı Maduro'yu, askerî operasyon görüntülü bir haydut saldırısıyla evinden aldı ve yargılamak(!) üzere New York'a götürdü. Bunu yaparken de utanma, arlanma ve çekinme belirtisi göstermek bir yana, dünya kamuoyunun gözüne sokarcasına, Maduro'nun gözleri bağlı şekilde derdest edilmesinin görüntülerini uluslararası medya ile paylaştı.

Dünyâ kamuoyunun gözü önünde ve gözüne sokarcasına yapılan bir devlet terörü, aslında "Batı" deyince anlaşılması gereken her şeyi çok güzel özetlemektedir. Zira Batı için kendi yarârına olan her şey onun hakkı, başkasının yarârına olan her şey de terör eylemi ve onu yapan devlet de terörist devlettir. Bunu sömürgecilik döneminde "medeniyet götürme" kisvesi altında yapan, götürdüğünü iddia ettiği medeniyeti kabûl etmeyenleri "vahşi" olarak adlandıran Batı düşüncesinde dünyâyı Batı yönetmelidir. Bunu dillendirmekten de zerre kadar çekinmezler. Buna hakları olup olmadığını tartışmaya bile açmazlar. Zâten kendi kaleme aldıkları ama adına "uluslararası hukuk" dedikleri düzen de bunu sağlamaktadır. Bu sözde hukuka göre, gözü doymayan, ihtiyaçları bitmeyen, hep ve her şeyi isteyen ve bunu istemenin doğal hakkı olduğunu zanneden Batı, 20. yüzyılın ortasına kadar siyasî olarak sömürdüğü dünyâyı şimdi ekonomik, medyatik, pedagojik, dinî, sportif, cinsel, kültürel olarak sömürmektedir. Bunun adı "Yeni kolonyalizm"dir.

1915'te Çanakkale Harbi sırasında, insan haklarına aykırı olarak kimyasal silah kullandığı için İngiliz Avam Kamarası'ndaki eleştirilere cevap verirken "Türkler insan değil, dolayısıyla kimyasal silah kullanmamızın bir sakıncası yok" diyen Winston Churchill, bakın yıllar önce dünyânın yönetilmesiyle ilgili düşüncelerini nasıl açıklamış:

"Dünyânın yönetimi, sâhip olduklarından gayrısını istemeyen tatmin olmuş milletlerin eline emânet edilmelidir. Dünyânın yönetiminin aç ulusların elinde olması durumunda daima tehlikeler mevcut olacaktır. Oysa biz zenginlerin, kendimiz için isteyeceğimiz bir şey yoktur. Barış, kendi yolunda ve ihtiraslarından arınmış olarak yürümekte olan insanlar tarafından korunacaktır. Bizim gücümüz, bizi diğerlerinin tepesinde yer almaya zorlamaktadır. Bizler, berâberindekileri ile barış içerisinde yaşayıp giden zengin insanlar gibiyiz."(1)

Churchill'in bu ifâdeleri, ABD'nin başındaki ve ABD'yi bir terör devletine dönüştüren Trump'un yaptıklarıyla kıyaslanınca çok mâsum gözükmektedir. Ama "İngiliz aklı" denen sinsi yapının bir dışa vurumu olarak okununca hiç de mâsum olmadığı anlaşılmaktadır. Churchill'in söylediklerindeki birkaç kelimenin Batı'nın açma özelliği vardır. Mesela "tatmin olmuş milletler", "aç uluslar", "biz zenginler", "diğerlerinin tepesinde" ve "berâberindekiler ile barış içesinde" gibi ifâdelerin vücut bulmuş hâli, Vaşington DC'de Beyaz Saray denen terör karargâhında oturmaktadır.

Batı hiçbir zaman tatmin olmamıştır ve olmayacaktır. Tatmin olmuş gibi gözükse de sâdece daha fazlasını alamadığı için öyle davranmaktadır. Mesela ABD karşısında bütün Avrupa ülkeleri "tatmin olmuş gibi" yapmak zorundadır. "Aç uluslar" olarak itham edilen Batı dışındaki tüm ulusların çoğu, Batı diye bir uygarlık yokken var olan, medeniyetler kuran uluslardır. Kendilerini "biz zenginler" olarak tanımlarken bu zenginliğin sömürdükleri dünyâdan geldiğini örtbas ederler. O kadar ki adı "British Museum" olan müzedeki hiçbir şeyin İngilizlerle ve İngiltere'yle ilgisi yoktur. Batı için sâdece "berâberindekiler" için barış söz konusudur. Batı ile birlikte olmayan, Batı'ya karşı çıkan, Batı'nın bitmez tükenmez isteklerine karşı çıkan her kim olursa olsun, daha önce Batı'nın istediklerini yapsa bile, Batı'nın tanımladığı "barış" için bir tehdit olarak damgalanır.

MEDYA EMPERYALİZMİ

Batı emperyalizmi artık bir ülke veya devlet eliyle yapılmamaktadır. Artık karşımızdaki (aslında içimizde kadar girmiş olan) en büyük emperyal güç, sosyal medyadır. Maduro derdest edilirken servis edilen fotoğraflar, toplum mühendisliğinin ve algı operasyonunun en bâriz örnekleridir. Bu fotoğraflar, servis edildikten sonra Maduro'nun üzerindeki eşofmanın fiyatı on katına çıkmış, üretici firmanın stokları tükenmiş ve ürün karaborsaya düşmüştür. Bağımsız bir devletin başkanı, bir terör eylemi ile derdest edilirken üzerindeki eşofman gündem oluyorsa, mahalle yanarken saç tarama seviyesinin çoktan aşıldığını söylemek yanlış olmayacaktır.