Türkiye Di Pietro'sunu buldu - DİLEK GÜNGÖR

Dilek Güngör
31.12.2025
14

İsmini duydunuz mu, bilmem. Kendisi İtalya'da 1990'larda meşhur Temiz eller operasyonunu yürüten savcı... "Hiç kimse dokunulmaz değil!" diyerek başladı. Gizli belgeler, para izleri, rüşvet çarklarını ortaya çıkardı. Mafya babası, siyasetçi, spor kulübü başkanı, sanatçı kim varsa herkes hakim önüne çıktı. Hikâye size tanıdık geliyor mu
Bugün Türkiye'de olan biteni düşünün. Belediyelerdeki rüşvet çarkları, yasa dışı bahisle aklanan paralar, uyuşturucuyu ülkede legalleştirenler... İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve ekibi şimdiye kadar dokunulmayanlara dokunuyor. Tıpkı, 1990'ların İtalya'sındaki gibi 'temiz eller' operasyonu toplumun her alanına yayılıyor
Birkaç yıl önce Yılmaz Özdil "Türkiye Di Pietro'sunu arıyor" diyerek bir yazı kaleme almıştı. Sanırım o Di Pietro bulundu...
Bugün Türkiye'de tanık olduğumuz geniş çaplı operasyonları ve yargıdaki hareketliliği anlamak için, 1990'ların İtalya'sını iyi analiz etmek gerek. Şubat 1992, savcı Antonio Di Pietro, Milano'da küçük bir huzurevinin müdürü olan Mario Chiesa'yı rüşvet alırken suçüstü yakaladığında, bunun İtalya'nın "Birinci Cumhuriyet"ini yıkacak bir çığlığa dönüşeceğini kimse tahmin edemezdi. Mani Pulite yani Temiz Eller operasyonu, sadece basit bir yolsuzluk soruşturması değildi. Di Pietro; mafya, siyaset ve iş dünyası arasındaki o meşhur kirli üçgeni hedef aldı. Di Pietro'nun analitik zekası, para hareketlerini takip etme becerisinde yatıyordu. O dönemde İtalya'da kamu ihaleleri için verilen rüşvetler ekonominin kan damarlarını tıkamıştı. Di Pietro; Cosa Nostra gibi köklü mafya ailelerinin, siyasetin en tepesindeki Bettino Craxi ve ilerleyen yıllarda Silvio Berlusconi gibi dev isimlerin finansal ağlarını deşifre etti. Beş binin üzerinde kişinin soruşturulduğu, parlamentonun yarısının zanlı durumuna düştüğü bu dönemde Di Pietro, "parayı takip et" prensibini hukukun merkezine koydu. Mafyanın bahis, uyuşturucu ve ihale yolsuzluklarından kazandığı milyarlarca liretin nasıl aklandığını tek tek raporlayarak İtalyan ekonomisini büyük kötü urdan kurtardı.
Bugün Türkiye, İtalya'nın o dönem yaşadığına benzer bir ekonomik arınma sürecinden geçiyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek ve üç büyük adliyenin başsavcıları koordinasyonunda yürütülen rüşvet, yasa dışı bahis ve kara para operasyonları, Cumhuriyet tarihinin en büyük adlifinansal hamlesi niteliğinde. Gürlek'in bu süreçteki en stratejik hamlesi de suç örgütlerinin "şah damarı" olarak nitelendirilen ödeme sistemi şirketlerine yönelik gerçekleştirdiği akılcı operasyonlar...
Zira, yasa dışı bahis trafiğinin aktığı lisanssız ödeme kuruluşları ve paravan şirketleri hedef alan bu "cerrahi müdahale", suç ekonomisinin nakit akışını felç etti.
Bana kalırsa, Di Pietro ile Akın Gürlek arasındaki en büyük benzerlik, her ikisinin de suçun sadece polisiye değil, aynı zamanda ekonomik maliyetine odaklanmış olmaları... Di Pietro, rüşvetin İtalyan halkına maliyetini hesaplarken;