Silah alımından füze satışına

Bir dönem silah ambargosuyla Türkiye'yi durdurmaya çalışan Batı, şimdi yerli savunma sanayisinin ürünlerine talip. 11 milyar $'lık ihracatın yarısı NATO'ya. Peki bugüne nasıl gelindi

Ankara'da yapılan NATO Zirvesi, bir zamanlar büyük ölçüde yabancı silah üreticilerine bağımlı olan Türkiye'nin bugün küresel güvenlik mimarisinin şekillenmesinde lider bir aktör olmaya başladığının kanıtı oldu. Bugün, Türk savunma sanayisi 4 binin üzerinde firması, 100 milyar doları aşan proje büyüklüğü, 100 bine yakın çalışanı ve 11 milyar dolarlık ihracat performansıyla Türkiye ekonomisine en yüksek katkıyı veren sektörlerden biri. Savunma sanayisi ihracatının yaklaşık yüzde 56'lık kısmı NATO ve AB ülkelerine gerçekleştiriliyor. Ürünlerin kilogram başına ortalama ihracat değeri Türkiye ihracat ortalaması olan 1.62 doların yaklaşık 40 katı. Bir ürünün ortalama ihracat birim değeri 65.16 doları buluyor.

BAŞLANGIÇ VURUŞU KIBRIS HAREKATI
Peki Türkiye bu noktaya nasıl geldi 1952'de NATO'ya katıldıktan sonra artan yabancı askeri yardımlar, Türkiye'nin savunma ihtiyaçlarını karşılasa da üretim iradesini zayıflattı. 'Truman Doktrini' ve 'Marshall Planı' yerli savunma sanayi geliştirme çabalarını baltaladı. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Batı ambargosu başladı. Ambargolar, yerli savunma sanayisinin kurulmasında kırılma noktası oldu. Türkiye paradigma değişikliğine gitti. Savunma sanayisini desteklemek için çeşitli vakıflar kurdu. Bu vakıfların desteğiyle bugün Türk savunma sanayisinin göz bebeği olan Aselsan, Roketsan, TUSAŞ, Havelsan, Aspilsan, TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü açıldı. 1990'lardan itibaren Türk savunma sanayi tedarik projelerinde hazır alımdan ortak üretim modeline geçti. Ancak Ar-Ge için savunma sanayisine yeterince kaynak aktarılmadı. O dönemde savunma sanayisinde off-set dönemi başladı. Yabancı şirketlerden yapılan yüksek maliyetli askeri alımlar karşılığında, teknoloji transferi, yerli sanayinin üretime katılması, yerli ürünlerin ihracatı ve Ar-Ge yatırımları talep edilmeye başlandı.

SIÇRAMA 2003'TEN SONRA
Türkiye, o dönemde tamamen bağımsız bir savunma sanayisine sahip olmasa da dışa bağımlılığını azaltmak için önemli adımlar atmış oldu. 2000'li yıllardan sonra savunma sanayisine daha fazla kaynak ayrılmaya başlandı. Cumhuriyetin 100'üncü yılında ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Millî Teknoloji Hamlesi başlatıldı. Kritik teknoloji ve ürünler millî imkânlarla tasarlanıp, geliştirilmeye ve üretilmeye başlandı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı dönüştürüldü. Özel sektör şirketlerinin savunma projelerine katılımı teşvik edildi. Savunma Sanayisi Destekleme Fonu oluşturularak projelerin finansmanının daha hızlı yapılması sağlandı. Söz konusu stratejik hamleler, savunma sanayisinde kalıcı ve sürdürülebilir büyümenin yolunu açtı. Bu hamlelerle geçmişte montaj sanayisine dayanan üretim modeli, mühendislik gücünün artırılmasıyla yerli İHA/ SİHA'lar, Çelik Kubbe hava savunma mimarisi, TCG Anadolu ve KAAN gibi özgün projelerin geliştirilmesine evrildi.

İHRACATTA YÜKSELİŞ
Artık Türkiye kendi topunu döken, kendi gemisini inşa eden, kendi İHA'sını, SİHA'sını, füzelerini, radar sistemlerini, uydusunu, yazılımını, mühimmatını geliştiren bir ülke haline geldi. 25 yıl önce yıllık 248 milyon dolar olan ihracat rakamı bugün neredeyse birkaç günde yapılır hale geldi. Savunma Sanayi Başkanlığı önceki gün yaptığı açıklamada, son bir yılda 11 milyar doları aşan savunma ve havacılık ihracatı yapıldığını duyurdu. Dış satışlar dünya genelinde 178 ülkeye ulaşırken, sektörün en büyük pazarları NATO ve Avrupa Birliği ülkeleri oldu. Bu ihracatın yüzde 56'sı NATO ülkelerine yapıldı. Savunma sanayisinde kilogram başı ihracat değeri ise Türkiye ortalamasının 40 katına ulaştı. Türkiye küreselde en çok ihracat yapan ilk 10 ülke arasına girdi.


BATI'NIN ÜRETİCİSİ OLDUK
TUSAŞ, Roketsan, Aselsan, Baykar gibi şirketler savunma ihracatının lokomotif şirketleri. Aselsan, toplam ihracatının yüzde 50'den fazlasını NATO ülkelerine gerçekleştiriyor. 21 farklı NATO ülkesi Aselsan ürünleri kullanılıyor. TUSAŞ 599 milyon dolarlık ihracatıyla havacılık kategorisindeki liderliğini perçinlemiş durumda. Bayraktar TB2 SİHA platformları, sadece Asya ve Afrika'da değil, NATO ve AB de aktif olarak görev yapıyor. Polonya, Türkiye'den Bayraktar TB2 satın alarak envanterine ekleyen ilk NATO ülkesi. Keza, Romanya BAYKAR ile tedarik sözleşmesi imzaladı. Hırvatistan, Bayraktar TB2'leri kendi silahlı kuvvetleri bünyesine dahil etti. Arnavutluk envanterini BAYKAR İHA'ları ile güçlendirdi. Ukrayna sahada Bayraktar TB2'leri en etkin kullanan müttefik ülkelerin başında geliyor. Avrupa ve NATO müttefikleri, Ukrayna savaşı sonrası değişen konvansiyonel tehditlere karşı Roketsan'ın yüksek üretim kapasitesine yoğun ilgi gösteriyor. TAYFUN Füze Ailesi, Akıllı Mühimmatlar ve İHA Sistemleri, Balistik ve Hava Savunma Füzeleri NATO'nun radarında. Türkiye tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye (Romanya) savaş gemisi ihracatı gerçekleştirdi. Havelsan, geliştirdiği yerli ve milli ADVENT Savaş Yönetim Sistemi (SYS) ile ilk kez bir NATO üyesi ülkeye (Romanya) ihracat gerçekleştirerek tarihi bir başarıya imza attı.