Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan, Hürmüz'ün kapanmasıyla derinleşen enerji krizi dünyayı alternatif rotalar aramaya itiyor. Bu süreçte Türkiye, boru hatları tecrübesi, merkezi ve güvenli ülke konumuyla küresel enerji piyasalarının geleceğinde önemli rol oynayacak
Dünyada son 6 yılda enerji arz güvenliğini tehlikeye atan krizler Türkiye'nin 2016'da ortaya koyduğu 'tam bağımsızlık' vizyonunun önemini bir kez daha ortaya koydu. Pandemi sonrası toparlanma sürecinde Rusya-Ukrayna arasında başlayan savaşla birlikte Avrupa'ya gaz akışının durması sanayiyi felç etti. Krizle birlikte AB ülkeleri enerjide tek bir kaynağa bağımlılıktan kurtulmak için alternatif yollar aramaya başladı. Enerji sektörü, Rusya-Ukrayna krizinin yankıları bitmeden bu kez Orta Doğu'daki çatışmalarla yeniden darboğaza girdi. Şimdi dünya, tedarik zincirlerinde kırılmalar, jeopolitik gerilimler ve fosil yakıt fiyatlarındaki sert dalgalanmaların gölgesinde tarihinin en zorlu sınavlarından birini veriyor. Hürmüz Boğazı'nın kapanmasıyla günlük yaklaşık 21 milyon varil petrol ve dünya sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihracatının kritik bir kısmının kesintiye uğraması varil fiyatlarını yükseltti. Enerji altyapılarına ve alternatif geçiş hatlarına yönelik saldırılar, arz zincirini kırdı. Ukrayna Savaşı ile başlayan ve Hürmüz kriziyle derinleşen kriz enerji sisteminde üretim kapasitesi kadar taşıma altyapısının da önemli olduğunu gösterdi. Dolayısıyla küresel enerji mimarisindeki mevcut kırılganlıklar görünür oldu. Küresel piyasalarda, alternatif hatlar, farklı üretim merkezleri ve yeni tedarikçilerin yer aldığı bir sistemin inşası zorunlu hale geldi.
YENİ MİMARİDE ÖNE ÇIKAN ÜLKE
Peki ya Türkiye bu süreçlerden nasıl etkilendi Türkiye doğru zamanda, doğru politikaları devreye aldığı için enerji krizlerini yönetebilen nadir ülkelerden biri oldu. Tüm bunların stratejisi 2016'da Berat Albayrak'ın Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde hazırlanan 'Milli Enerji ve Maden Politikası'yla çizildi. O dönemde bakan yardımcısı olan, daha sonra bakanlık koltuğuna oturan Alparslan Bayraktar da enerji diplomasisiyle krizlerin Türkiye açısından fırsata çevrilmesini sağladı. Petrol ve gazda kaynak çeşitlendirmesi, alternatif boru hatlarının inşası, kendi filosuyla derin denizlerde petrol-gaz araması, yenilenebilir enerji yatırımları, LNG altyapısının güçlendirilmesi, nükleer enerji santralleri uzun vadeli stratejinin ürünüydü. Ayrıca, Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlayan konumu, boru hatları deneyimi, NATO şemsiyesiyle güvenlik zemini de Türkiye'yi farklı enerji kaynaklarının kesiştiği bölgesel merkez olarak konumlandırdı. Türkiye, şimdi de yeni alternatif rota önerileriyle küresel enerji mimarisinin en stratejik rotası haline gelecek. Halihazırda, Rusya'dan iki, Azerbaycan'dan iki, İran'dan bir olmak üzere toplam 5 boru hattından doğalgaz ihraç eden Türkiye, 2 petrol boru hattıyla da Azeri ve Irak petrolünü dünya pazarlarına taşıyor.
Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı, Azeri petrolünü Gürcistan üzerinden Ceyhan'a ulaştırıyor. Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı, Kerkük ve diğer bölgelerdeki petrolü Ceyhan'a taşıyor. Trans-Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Azerbaycan gazını Türkiye üzerinden Avrupa'ya iletiyor. TürkAkım Doğal Gaz Boru Hattı, Rusya'dan Türkiye'ye, oradan da Avrupa'ya uzanıyor. Mavi Akım, Rus gazını Karadeniz'in altından Türkiye şebekesine bağlıyor. Şah Deniz Doğalgaz Boru Hattı da Azerbaycan gazını Türkiye'ye ulaştırıyor. Hürmüz krizi sonrasında küresel gaz ticaretinin belirli dar boğazlara ve sınırlı sayıda ihracat noktasına bağımlılıktan çıkması için Türkiye yeni alternatifleri masaya koymuş durumda. Bu projelerden ilki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın uzun zamandır çaba gösterdiği, Türkmen doğalgazını Hazar üzerinden Türkiye'ye, oradan da Avrupa'ya götürecek boru hattı. Türkmenistan, yaklaşık 50 trilyon metreküp doğalgaz rezervi ile dünyanın dördüncü en büyük kaynağına sahip. Doğalgazının büyük çoğunluğunu Çin'e ithal ediyor. Trans-Hazar Boru Hattı şimdiye kadar bölge ülkeleri arasındaki görüş ayrılıklarından dolayı yapılamadı. Ancak Hürmüz krizinin ardından önemi ortaya çıktı. Proje hayata geçerse, Türkiye, Hazar bölgesini Doğu ve Güney Avrupa'ya bağlayacak.
IRAK PETROLÜ ALTERNATİFİ
İkinci proje Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'nın Basra'ya kadar uzatılması. Irak, petrolünün yaklaşık yüzde 60'ını, ülkenin güneyindeki bu bölgede üretiyor. Basra Havzası günde 3.3 milyar varile kadar petrol üretebilen, dünyanın en zengin rezervlerinin olduğu bir yer. Irak ve Türkiye arasındaki Kerkük-Yumurtalık hattı 1976'dan bu yana faaliyette.
Hürmüz'den geçemeyen Irak petrolünün günlük 1.5 milyon varili bu hat hayata geçmiş olsaydı, Türkiye üzerinden küresel piyasalara sunulabilirdi. Basra petrolünün kuzeye bağlanması, Irak petrolünü Hürmüz'e bağımlı olmadan Akdeniz'e ulaştırabilir.

33