Kütahya'da başlayan 78 yıllık yolculuğunu farklı sektörlerde büyüyerek sürdüren Gürok Grup'un Yönetim Kurulu Başkanı, duayen sanayici Rıza Güral; grubun dönüşümünü, sahip olduğu birikimi ve geleceğe uzanan üretim vizyonunu anlattı
Gürok Grup'un 1948'de Kütahya'da ticaretle başlayan yolculuğu adım adım sanayiciliğe, girişimciliğe ve kendi teknolojisini üretme hamlesine dönüştü. Gürok Grup Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Güral, 78 yıllık bu yolculuğun kilometre taşlarının sanayiciliğe geçiş ve en büyük dönüm noktasının ise kendi teknolojilerini üretme kararları olduğuna vurgu yaptı. Rıza Güral, torna tezgahından yönetim kurulu başkanlığına uzanan yolculuğunu anlattı.
Sanayiciliğe, girişimciliğe atılmaya nasıl karar verdiniz 78 yılı aşan bu yolculukta öne çıkan dönüm noktaları neler oldu
Kütahya geçmişten bugüne bir üretim kenti, köklü bir zanaat kültürümüz var. Biz de o kültürün içinde büyüdük. Ticaretle başladık zamanla şunu gördük: Ticaret kazandırır ama üretim kalıcı kılar. Çünkü üretim, istihdam demek, memlekete katılan değer, gelecek nesillere bırakılan eser demek. Sanayiciliğe geçişimiz bu inançla oldu. Kiremit üretimiyle adım attık. Asıl büyük sıçrama da cam sanayine girmek oldu. En büyük dönüm noktamız ise şüphesiz kendi teknolojimizi üretme kararımızdır.
"Kendi teknolojisini üreten şirket" olma kararı Gürok'a ne kazandırdı
Biz oyuna girdiğimizde kurallar başkaları tarafından yazılmıştı. Makine fiyatları yüksek, teslim süreleri uzundu. Anladım ki kendi teknolojini üretemezsen, işin de geleceğin de başkalarının iki dudağı arasında. 'Sadece üretici değil, kendi teknolojisini geliştiren bir firma olmalıyız' dedim. O karar Gürok'un geleceğini çizdi. Makineleri, kalıpları kendimiz geliştirir hale geldik. Bugün sektörde kendi üretim teknolojisini geliştiren dünyadaki 3 şirketten biriyiz. Bu bize hız, bağımsızlık ve önemli bir rekabet gücü kazandırdı.
Duayen bir sanayici olarak sizce bir sanayiciyi gerçekten "milli" yapan nedir üretim yeri mi, teknolojisi mi, ülkeye kattığı değer mi
Bir fabrikanın bacası bu topraklarda tütebilir ama makinesi, bilgisi, tasarımı dışarıdan geliyorsa o üretim eksik kalır. Milli sanayici; katma değeri burada üreten, teknolojisini burada geliştiren, insanını yetiştiren ve kazandığını yine bu topraklara yatıran sanayicidir. Bu yıllar süren bir emek, disiplin ve inanç meselesi, kestirme yolu yok. Bugün 140'tan fazla ülkeye ihracatımızla sofra camında dünyanın beşinci büyük üreticisiysek bunun arkasında sabırla kurulmuş bir yetkinlik var.
Bugün Türkiye'de sanayici olmak ne demek Bugünün genç sanayicisiyle sizin kuşağınız arasında fark görüyor musunuz
Bizim cam fırınlarımız 365 gün, 24 saat hiç durmadan yanar. Sanayici olmak da böyle bir maraton. Süreklilik, sorumluluk, sabır istiyor. Bugünün gençleri bizden daha donanımlı, dünyaya daha açık. Onlara imreniyorum. Ama paradan para kazanmanın kolaylaştığı günümüzde sanayicilik artık bir tutku meselesi, üretime inanma ve değer üretme inadı. O inadı güçlendirmek gerek.
Genç mühendislerinize adeta kitaptan, katalogdan öğrenerek makine kurdurmuşsunuz. Çıtayı yüksek tutarken bir yandan da güvenmek. Bu dengeyi nasıl kurdunuz Bir sanayici en çok neyle övünür: ürünüyle mi, yetiştirdiği insanlarla mı
Güven ile yüksek beklenti aslında zıt değil, birbirinin şartıdır. İnsana güvenmezseniz denemez, denemezse öğrenemez. Ama beklentiyi düşürürseniz de o güven israf olur. Hata yapana kızmam, çünkü hiçbir şey bedava öğrenilmez. Bana göre, en büyük yatırım insana yapılandır. Ürün bugün var, yarın yenisi çıkar. Ama yetişmiş insan bir ömür üretir, hem size hem memlekete kazandırır. LAV'ı kurarken daha önce çalışmamış, iyi eğitimli gençleri tercih ettim. Herkes tecrübe ararken ben çalışkanlık ve özveri aradım. Bugün o gençler grubumuzun en üst kademelerinde görev yapıyor. Kimisi "Rıza Bey'in tornasından çıktık" diyormuş. Benim için bundan büyük iltifat yoktur.
Cam sanayinde olduğu kadar turizmde de oldukça iddialı bir grupsunuz. Sanayiciliğin yanında turizm, bu iki dünyayı bir arada yürütmek nasıl bir bakış açısı ister

13