Önceki gün gözden kaçmaması gereken bir haber ajanslara düştü. Türkiye'nin iki dev kuruluşu Aselsan ve Türk Telekom teknolojideki dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla stratejik bir işbirliğine gitti. İşbirliği kapsamında ne var Yerli akıllı telefonlar, kullanıcı cihazları ve haberleşme altyapıları...
ASELSAN'ın üretim kapasitesi ve altyapı kurma yetkinliği ile Türk Telekom'un telekomünikasyon gücü birleştiğinde ortaya çıkacak ürünü hayal edin...
Projeyi neden önemsediğimi anlatmadan önce hafızaları tazeleyeyim.
Bilenleriniz vardır. Türkiye'de ilk yerli ve milli cep telefonunu üreten, bugün savunma sanayisinde gururlandığımız, borsada piyasa değeri en yüksek şirket (40.4 milyar dolar) konumuna gelen Aselsan'dı. Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında uygulanan ambargolardan sonra devlet aklıyla kurulan Aselsan, o dönem kurucu genel müdürü Hacim Kamoy'un vizyonuyla genç mühendislerden oluşan bir Ar-Ge ekibi kurdu. 'Ulusal Teknoloji Politikası'nı şirketin yol haritası yapan Kamoy'un kurduğu ekip, 1997'de yerli cep telefonu projesi ASELSAN 1919'u hayata geçirdi. O yıllar, Türkiye'nin araç telefonundan cep telefonuna geçtiği yıllardı. Cep telefonu piyasasında, Nokia, Ericsson, Motorola dışında neredeyse hiçbir üretici yoktu. Ne Apple ne Samsung vardı. Tasarımı ve yazılımı yerli mühendisler tarafından gerçekleştirilen Aselsan 1919'la, Türkiye cep telefonu üreten 5 ülkeden birisi olmuştu. Piyasadaki muadilleriyle benzer özelliklere sahip hatta şarj süresi daha uzun gidiyordu. İlk bir ay içerisinde 5500 adet üretildi. Toplamda da 100 bin adet satış gerçekleştirildi. Yerli telefon, 10 farklı ülkeye ihraç edildi. Talep çok olunca Aselsan bu kez bir üst model için kolları sıvadı. 1920 modeli de kullanıcıların büyük bir beğenisini kazandı. Hem ergonomik yapısı hem de cep telefonlarında o güne kadar olmayan titreşim özelliğiyle dünyada da dikkat çekti.
Aselsan 1919'un dağıtım ve reklam faaliyetlerini Aselsan yaptı. Aselsan 1920 modeli çıktığında ise Murat Vargı, Mehmet Emin Karamehmet ve Osman Kavala'nın ortak olduğu, o yıllarda en yaygın dağıtım ağına sahip- KVK şirketi ile anlaşıldı. Türkiye dijital bağımsızlık yolunda çok önemli bir adım atmıştı. Çünkü, kendi telefonunu üretmek demek Batı coğrafyasının bu alandaki tekelini kırmak, veri güvenliğini sağlamak, yabancı kaynaklı sistemlere olan bağımlılığı azaltmak demekti. Elbette bu proje birilerini rahatsız etti. Ondan sonra Devrim otomobilinin makus talihini yaşadı. Batı'nın telekom şirketleri, İsrail bağlantılı teknoloji ağları, patent tekelleri, dağıtım kanallarını elinde tutanlar devreye girdi. Pazarda tekel olan KVK, raflarda Aselsan 1919 ve 1920 modelleri yerine yabancı markalara yer vermeye başladı. Hal böyle olunca yerli telefonlar bulunamaz oldu. Üstüne bir de yabancı markalar patent davaları açtı. Hatta dışarıdan getirilen bir mühendisin, geçmişte çalıştığı yabancı şirketin patent dosyalarını projenin içine bilinçli olarak sızdırdığı dahi söylendi. Dönemin hükümeti de Aselsan'a gerekli maddi desteği sağlamayınca şirket patent davalarıyla uğraşmak durumunda kaldı.

34