Zeynep Oral '80 Yaşım Merhaba' diyor...

Aşkla ve sevgiyle, kimi kez de hüzünle diyor bu merhabayı ve hayatın akışını umutla kucaklıyor. Bu akış, Zeynep Oral'ın "Şimdi (50 Yıl Sonra)" seslenişiyle yeni bir başlangıcın işaretlerini veriyor: "Bu ülkede son yirmi beş yılda yalnızca insanlar, kurumlar, haklar yitirilmedi. Kelimeler de yitirildi. Alışkanlıklar, utanma duygusu, mertlikler de. Ben de bu yitimin içinden geçtim. Yazarken daha çok düşündüm, daha çok sildim, daha çok tarttım, daha çok korktum. Bu bir kayıptı. Bugün 80 yaşıma 'merhaba' derken bir veda etmiyorum. Unutturulmak istenenleri yerlerinden kaldırıp yeniden masaya koyuyorum."

BİR SİSTEM SORGULAMASI

Oral'ın İnkılap Kitabevi'nden Mayıs 2026'da çıkan kitabı bir hayat hikayesi değil. Yaşadığı dönemle her anlamda hesaplaşan ve bu hesaplaşmayı yaparken de dün ile bugün arasında köprüler kuran, köprülerin güçsüz ayaklarındaki çöküntüleri inceleyen, irdeleyen bir bellek akışı. İçinde yaşadığımız ülkeye, düzene dair bir sistem sorgulaması.

Atatürk ilkelerine inancın ötesinde günümüz koşullarında bu ilkelere duyulan özlem sıklıkla dile getiriliyor yazar tarafından. Eğitim sisteminin çöküşüne, şiddetin tırmanışına, baskı ve sansüre dair gözlemleri, eleştirileri kitabın hemen her sayfasında hissettiriyor varlığını. "Cumhuriyet Devrimdir" başlıklı yazısında bu olumsuz gelişmelere yönelik olarak şöyle diyor Oral: "Meslek yaşamım boyunca şu yukarıdaki başlıkla kaç yazı yazdığımı doğrusu ben de anımsamıyorum. 'Cumhuriyet Kadın Devrimidir', 'Cumhuriyet Kültür Devrimidir', 'Cumhuriyet Aydınlanma Devrimidir', 'Cumhuriyet Aydınlanma İlkeleridir', 'Cumhuriyet Sürekli Devrimdir.'" Sıraladığı başlıklara, tanımlara sonsuz inancını vurguluyor. Zaten yıllar öncesinden başlayarak, bütün yazılarında bu gerçekleri vurgulamıştır.

Ülke hallerine dair paylaştığı gözlemler ve yorumlar; "Suç Ortaklığı", "Hatırladıkça Sahip ıkmak", "Kadın Hakları", " Korkunun Bittiği Yer: Gezi", "Adım Adım Karşıdevrim", "Hak Hukuk Adalet", "Cumhuriyet Devrimdir", "Deprem", "Hatay Sevgilim", "Eyy Sanat!", "Muhafazakâr Sanat" gibi iddialı başlıklar altında buluşuyor bizlerle. Fikir alışverişinde bulunuyor sanki okurlarıyla. Mesela; "Kabil: Ah Kalbim" yazısı beni önce orada geçen çocukluk yıllarıma, Bamyan'daki muhteşem Buda heykellerine ve bugün yaşanan Taliban vahşetine, dünyanın suskunluğuna, körlüğüne götürüyor. "Olmazsa Olmazımız Laiklik" dünden bugüne varlık nedenimiz olan bu ilkenin nasıl kemirildiğine vurgu yapıyor. "Kadın Haklarının Kemirilmesi" konusuna girerken de laiklik ilkesiyle kadın haklarının ayrılmazlığının altını çiziyor öncelikle. 60 yıldır kadın hakları mücadelesinde yer almış bir yazar olarak günümüzde kadının uğradığı şiddet ve sömürüyü sorguluyor.