Vefatının 65. yılında Hasan Âli Yücel'e saygıyla

Prof. Dr. Suat Sinanoğlu 1980 yılında yazdığı Türk Hümanizmi adlı eserinin önsözünde "Zihin yapısına ilişmeden hiçbir toplumda hiçbir önemli yenilik beklenemez. Atatürk bu hakikati biliyordu. Onun için devrimin insan aklına güvenen yeni bir toplum yaratmayı amaçladığını kesinlikle ileri sürebiliriz" der. Sinanoğlu'nun değindiği gibi, Atatürk döneminde laik ve çağdaş bir Türk toplumu oluşturma yolunda atılan adımlar ülkenin asla değişmeyecek yönünü belirleyen Aydınlanma hamlesidir.

Erken Cumhuriyet dönemi kültür politikaları anlamında önemli bir girişim 1932'de bizzat Atatürk'ün sosyal ve kültürel anlamda bir devrim gerçekleştireceğine inandığı Halkevleri'nin kurulmasıdır. Demokrat Parti tarafından 1951'de kapatılan Halkevleri genç kuşakları tiyatronun parlak ışığıyla beslemiştir yıllar boyunca. Bu dönemin kültür politikaları anlamında bir diğer önemli çalışması Tercüme Bürosu'dur. 1940 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi Celal Bayar kabinesinde maarif vekili olan Hasan Âli Yücel'in girişimleriyle kurulan Tercüme Bürosu dünya klasiklerinin Türkçeye çevrilmesini sağlayan geniş çaplı bir projedir. Yunan ve Latin klasikleri, Doğu'nun ve Batı'nın felsefi eserleri, ünlü tiyatro yapıtları dilimize çevriliyor ve hepsinin önsözünde Hasan Âli Yücel'in şu sözlerine yer veriliyordu: "Hümanizma ruhunun ilk anlayış ve duyuş merhalesi insan varlığının en müşahhas şekilde ifadesi olan sanat eserlerinin benimsenmesiyle başlar." Tercüme Bürosu'nun kurucu üyelerinden Ankara Üniversitesi DTCF İngiliz Edebiyatı hocalarından, çevirmen ve eleştirmen Orhan Burian da Türkiye'nin hümanist düşünceye kendi içinde bulunduğu koşulların gerektirdiği şekilde varacağını ifade etmiştir. Ne kadar acı ki bugün, her anlamda çok farklı bir yerde durduğumuz kesin... Hasan Âli Yücel'in yanı sıra Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu bu büronun diğer öncü isimleri arasında yer alır. Hasan Âli Yücel, 1941'de kurulmasına öncülük ettiği Ansiklopedi Bürosu ile İslam Ansiklopedisi, Türk Ansiklopedisi çalışmalarını da yürütmüştür. İlk çeviri dergimiz olan Tercüme Dergisi de 1940'ta yayın hayatına girmiş ve 1966 yılına kadar devam etmiştir. Edebiyat arşivlerinin önemli bir parçasıdır bu dergi. Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Kürsüsü'nun kurucu hocalarından Prof. Melahat Özgü'nün tiyatro üstüne çevirileri de zenginleştirmiştir Tercüme Dergisi'ni. 1981 yılında Yazko eviri'de Ahmet Cemal'in Tercüme Bürosu ve Tercüme Dergisi üstüne Azra Erhat'la yaptığı konuşma bu iki oluşumun önemini bir kez daha vurgular. Şöyle der konuşmanın bir yerinde Azra Erhat: "Bu süreç (...) öteden beri var olan medrese usulü ezberciliğe götürmüyor, özgür bir varlık saydığı insanı uluslararası kültür varlıklarıyla karşı karşıya koymayı sonra da seçmeyi ona bırakmayı amaçlıyordu. Doğulu da Batılı da yapıtlara açıktı, hangisi olursa olsun alıp dilimize aktarmaya çevirmenler özgürdü." Bugünlere bakarak nereden nereye ve nasıl geldik diye düşünmeden edemiyor insan.

VE KÖY ENSTİTÜLERİ

Aydınlanmacı yönüyle öne çıkan çok önemli bir yapılanma da Köy Enstitüleridir. Düşünsel temelleri Atatürk'ün sağlığında, 1936'da Köy Öğretmen Okulları ile atılan Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940'ta İsmet İnönü döneminde çıkarılan bir yasayla kurulur. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel ve İlköğretim Genel Müdürü