Vefatının 5. yılında Ferhan Şensoy'a sevgi ve saygıyla...

31 Ağustos 2021 sevgili Ferhan Şensoy'un vefat ettiği tarih. Bu kadar zamansız ayrılmasaydı aramızdan kim bilir daha nice güzel işlere imza atacaktı bu dâhi sanatçımız. Keskin zekâsı ve dil ustalığını nasıl da buluşturacaktı... Korkusuzca sorgulayacak ve aynı zamanda hicvedecekti ülkenin şu anda içine düştüğü durumları. Ve de bunu "çoksesli tiyatro" olarak nitelendirdiği politik güldürü sanatının Ferhanca örneklerini sunarak yapacaktı kuşkusuz.

OKSESLİ TİYATRO

"oksesli tiyatro" kavramını şöyle tanımlamıştı bir yazısında Ferhan Şensoy: "Batı dillerinde repertuvar tiyatrosu denen tiyatroya 'çoksesli tiyatro' diyebiliriz. Kuruluşumuzdan bu yana, kendi yazdığım oyunlar yanında Brecht, Aristofanes, Karl Valentin gibi uygulamalarla izleyicimize başka pencereler açmaktan hiç vazgeçmedik. İzleyiciye kalsa yalnız 'Şahları da Vururlar' oynamalıydık. Bu bizi, izleyicinin istediği, bizim kaçındığımız, sittin yıl değişik isimlerle aynı oyunu oynayan basmakalıp bir firma tiyatroya dönüştürürdü. Birbirinden çok başka oyunlar yan yana gelince çokseslilik söz konusu. Biz sanki izleyicimizle inatlaşarak çoksesli bir tiyatro konumuna ulaştık." Oyunlarında geleneksel öğeleri ustalıkla kullanır ve ulusalla evrenseli ustalıkla kaynaştırırdı Şensoy. Politik bir yazardı. Ödünsüz güldürüleri seyirciyi kavrayıverirdi. "Şahları da Vururlar", "Kırkambar", "Eşek Arıları", "Kiralık Oyun", "İstanbul'u Satıyorum", "ok Tuhaf Soruşturma", "Kahraman Bakkal Süpermarkete Karşı" ve daha nice oyun bizleri kucakladı yıllarca.

'FERHANGİ ŞEYLER'

1987'de yazdığı, yönettiği ve Şan Tiyatrosu'nda sahnelediği "Muzır Müzikal" nedeniyle bir gece yarısı yobazlar tarafından ateşe verildi o güzelim Şan Tiyatrosu. Harabeye döndü ve inanması zor ama dünden bugüne kaderine terk edilmiş durumda, içinden 1830'lara dayanan bir tarih geçmiş olan Şan! Türkiye'de gericiliğin tırmanışının simgelerinden biridir Şan Tiyatrosu yangını. Ferhan Şensoy'un yangından hemen sonra bir gece içinde karar vererek kaleme sarıldığı, günlük gazetelerden esinlenerek sazı eşliğinde oynamaya başladığı tek kişilik "Ferhangi Şeyler" Ortaoyuncular ekibini ve 1989'da yeniden hayat verdiği tarihi Ses Tiyatrosu'nu ayakta tutma mücadelesinin simgesidir. Neredeyse Anadolu'nun gitmediği köşesi kalmamıştır Ferhan'ın, dünya çapında bir rekora koşan bu oyunla. Neredeyse 30 küsur yıl afişlerden inmemiştir.

GÜLDÜRÜ SANDIĞI

2010'da Ortaoyuncular'ın kuruluşunda kendisiyle yaptığım bir söyleşide "Güldürünün dört başı bayındır bir tanımlaması yok aslında" diyordu Ferhan. "Nedir yani güldürü Aristofanes'in oyunlarından Hollywood sululuklarına dek her şey giriyor bu güldürü sandığına. Jean Genet'nin kabusengiz düş dünyası girmiyor mu sanki Boris Vian çok gıcıkça yerini almış değil mi bu sandığın dibinde Sandığın menteşelerine oturmuş gitar çalıyor Bertolt Brecht. Eski püskü bir sandık bu..."

'MEDDAH DEDİĞİN'

1986'da yazdığı ve "divan-ı kerim" olarak tanımladığı Gündeste adlı kitabında yolunu aydınlatan ustaların başında Haldun Taner'in yer aldığını söyler: "Haldun Taner'dir ustam. Bir de Jerome Savary. Ben ustamdan öğrendim cibre kalem tutmayı, mürekkebi hokkayı." Denememeler kitabında da "Meddah Dediğin" yazısında meddahı "söz ebesi" olarak tanımlar Şensoy. "Feylesoftur meddah al gözüm seyreyle... Meddah çok tehlikeli bir tip! Aristofanes'in başı her gün belada, Nef'i canını verir dili uğruna. ağdaş toplum meddahını hoş görmeli, ona kulak vermeli, meddahına sahip çıkmayı bilmeli, çünkü meddah toplumun sesi." Ferhan da toplumun sesiydi saygıyla andığı ustaları gibi.