PKK'nın kalıcı olarak silah bırakmasına yönelik yasal düzenleme için beklenti saati, Kurban Bayramı sonrasına kurulmuştu. Üzerinden bir ay 20 gün geçti. Taraflar buna rağmen sürecin ilerlemesi iradelerini koruyor. Geçen haftaki görüşme trafiği o açıdan önemli. Yine, yeni bir eşiğin atlatılması öncesindeki sancı çekiliyor. Bazı tereddütlerin geride bırakılmasına ihtiyaç duyuluyor. Karşılıklı güven yoklanıyor, tepkiler ve nasıl yönetileceği hesap ediliyor. Tıpkı PKK'nın fesih kararı alıp almayacağının ya da Meclis'te komisyon kurulup kurulmayacağının tartışıldığı dönemlerde olduğu gibi.
Geçen hafta DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Antalya milletvekili Saruhan Oluç, Eş Genel Başkan Yardımcısı Tayip Temel ve STK Komisyonu üyesi Sultan Özcan Ankara'da iki gün üst üste basınla buluştu. Düzenlemeden beklentilerini ve gerekçelerini anlattılar.
Kapsam ve dil beklentisi
DEM Parti, "faydalanmak istemeyen faydalanmaz ama isteyen herkesin faydalanabileceği bir yasa yapmak gerekiyor" derken, aksi halde yasanın kullanılamayacağı ve başka sorunlara yol açacağı endişesi taşıyor. "Kategorizasyon olmasın" mesajı, PKK lideri Öcalan'ı da, diğer üst düzey yöneticileri de kapsıyor. Uygulama aşamasında lider kadronun durumunun müzakere edilebileceği belirtiliyor. Tayip Temel'in ifadesini aktarayım, "Devletin planlaması olur, denetimi, takvimi olur. Ama kategorize etmek, birileri gelmesin demek." Söylenenlerden, 'gelmeyin' anlamına gelecek, 'dışarıda bırakacak' bir düzenlemenin bazılarına silahı bıraktırmayacağı endişesi olduğu izlenimi edindim.
"Af, pişmanlık " gibi ifadelerin de kullanılmaması bekleniyor. Geçmişte bu adlarla yapılan düzenlemelerin tatminkâr sonuç üretmediği söyleniyor. Doğan, şöyle dedi: "Kimse teslim olmasın. Devlet de taviz veriyor olmasın."
Bahçeli'nin önerisini hatırlamak
Partinin Öcalan'a ilişkin taleplerinin kamuoyunun bir kısmında tüylerini diken diken ettiğini tekrarlamaya gerek yok. Ancak DEM Parti'ye göre; "kimse Öcalan'ı sevmek zorunda olmasa da", iş yasal düzenleme ile bitmeyecek. Asıl mesele uygulama. O yüzden Öcalan'ın o aşamadaki rolünü tanımlamak zorunluluk. "Uygulamayı kim yapacak" diye soran DEM, 'Silahları kim teslim alacak Bin kişi geldiğinde bunlar nerede toplanacak, nerede kalacak' gibi sorulara cevap üretecek bir mekanizma gerekliğini söylüyor. Adına kurul, komisyon ne denirse, Öcalan'ın da parçası olacağı bir kurumsallaşmadan bahsediliyor. MGK'dan, güvenlik bürokrasinden bilgi akışının olacağı ve olası bir aksaklıkta Öcalan'ın devreye girebileceği şekilde tasarlanmış bir yapı.
Tam bu noktada, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin önce "Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü" önerisini hatırlayalım. Bunun, silah bırakma sürecinin daha sağlıklı yürütülmesini sağlayacağını belirten Bahçeli, statünün örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacağını vurgulamış ve eklemişti; "Bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır".

37