Şahinler el ovuşturuyor

Eğer yine bir son dakika gelişmesi olmazsa, ABD ile İran bugün daha önceki görüşmelerine de ev sahipliği yapan Umman'da buluşacak. ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner ve Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakci ile Umman Dışişleri Bakanı Badr Albusaidi'nin kolaylaştırıcılığında bir araya gelecek. Şimdiye kadar hem İran'a hem de ABD'ye karşılıklı hassasiyetleri aktaran, iki taraf arasında bir nevi tercümanlık yapan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve diplomasiyi işletmek için çaba sarfeden diğer ülkelerin dışişleri bakanları Muskat'ta olmayacak. Dolayısıyla, yine başbaşa kalan iki tarafın yapacağı görüşme, ABD'nin İran'a yönelik bir 'müdahalesini' ne ölçüde erteleyecek ya da ortadan kaldıracak, üç vakte kadar belli olur. Şu aşamada umutların değil yüksek, orta düzeyde olduğunu bile söylemek mümkün değil.

Bazı yorumculara göre Tahran'ın İstanbul yerine Muskat'a gitmeyi tercih etmesinde "Türkiye'ye paye vermemek" amacı var. Diplomatik gözlemcilere göre ise Tahran'ın tercihinin altında varsayıldığı gibi 'Türkiye faktörü' yatmıyor. Çarşamba günü yayınlanan "İran için Gazze Formülü" başlıklı yazımda da değindiğim gibi; 'İran' dosyasının bileşenleri sadece ABD ve İsrail'i değil, bölge ülkelerini de yakından ilgilendiriyor. Nükleer silahlar, balistik füzeler, vekil güçler sadece İsrail'in güvenliği ile ilgili değil, diğerlerinin de derdi. İran'ın sergilediği agresif güvenlik anlayışı, sadece ABD'nin İsrail'in koruyucusu olarak bölgeden eksik olmamasını sağlamıyor, diğerleri için de maliyet üretiyor. İstanbul'da bölge ülkelerinin katılımıyla bölgesel arabuluculuk formülü işletilebilseydi İran'a lisan-ı münasiple bir kez daha bu anlatılmaya çalışılacaktı. İran da tam olarak bunları bir kez daha duymaktan kaçınıyor, mesele "nükleer müzakere" başlığı ile sınırlı kalsın, başka konuların kapağı açılmasın diye uğraşıyor.

İran'ın başta Türkiye olmak üzere araya giren bölge ülkelerinin iyi niyetli ısrarına rağmen, henüz tam kurulmayan masayı en baştan devirmeyi göze almasının arkasında kendine güven varsa da, bir stratejinin daha ağır bastığı düşünülüyor: Rejimin konsolidasyonu. Ocak ayı başında binlerce kişinin öldüğü protestolardan sonra rejimin işine çok yaracak bir sonuç. İran halkının ülkede değişmesini istediği bir çok şey var ama bunların organik bir şekilde olması için diretiyor, dışardan bir müdahale olasılığı belirdiğinde buna prim vermediğini gösterdi.

"İran'ın şahinleri"ne göre, bugüne kadar ABD ile yapılan görüşmelerde hiç ilerleme kaydedilmedi. Tahran'ın iki ileri bir geri hareketlerle sürekli oyalandığını, daha önce masadan kalkanın da ABD olduğunu savunan şahinlerin görüşlerini destekleyen kanıtlar da ellerinin hemen altında. Barack Obama'nın yaptığı anlaşmayı Trump geldi çöpe attı. Geçen haziranda da Muskat'ta 6. buluşmaya hazırlanırlarken, İsrail 12 gün savaşına girişti.

Taraflar arasındaki 'sınırlı çatışma' alışkanlığı da şahinleri rahatlatıyor görünüyor. Önceden haberli, ele güne karşı yapılan itibar saldırılarıyla durumun geçiştirilebileceğine güvenildiği düşünülüyor. Eski usül, açık uçlu bir savaşın olmayacağı güveniyle (Çünkü Trump bundan hiç hoşlanmıyor), bir süre devam edecek bir çatışmanın içerde rejime desteği pekiştireceğine inanılıyor.