İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, yalnızca savaş siyaseti ve bölgesel gerilimlerdeki rolü nedeniyle değil hakkındaki rüşvet, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlamalarıyla karşı karşıya kaldığı yolsuzluk davası nedeniyle de sıkışmış durumda. ABD Başkanı Trump'ın affedilmesi yönünde yaptığı çağrılar bir işe yaramadı.
2020'de görülmeye başlanan dava; üç ayrı dosyadan oluşuyor. Duruşmalar defalarca savaş, güvenlik gerekçeleri, diplomatik temaslar ve usule ilişkin itirazlar nedeniyle ertelendi. Son olarak Nisan 2026'da avukatları, bölgedeki güvenlik gelişmelerini gerekçe göstererek tanıklığın ertelenmesi talebinde bulundu.
Netanyahu'nun kendi tanıklığı Haziran 2026'da, yaklaşık 18 aya yayılan 98 duruşmanın ardından tamamlandı. Hâkimler, 4000 numaralı dosyadaki rüşvet suçlamasının ispatının güç olabileceğini belirterek savcılığa suçlamayı düşürme yönündeki tavsiyelerini yineledi. Ancak savcılık davadan tamamen geri adım atmadı. Mahkemenin bundan sonraki aşamada savunma tanıkları, hukuki özetler ve karar sürecine ilerlemesi bekleniyor. Yani süreç tamamlanmadı.
Yargı sürecinden kaçmak ya da takvimi kendi lehine çevirmek için gerilimi tırmandırması şaşırtıcı değil. O yüzden yeni bir dış tehdit başlığı üretme ya da mevcut cepheleri canlı tutma arayışı, siyasi tabanını konsolide etme hesabıyla birlikte okunuyor. Seçimi kaybetmesi halinde hapse girme ihtimali, onun açısından kişisel risk anlamına geliyor.
Herkes her şeyin farkında
Geride kalan üç yıl, uluslararası kamuoyunun da Netanyahu'yu daha iyi tanıyıp, analiz edebilmesini sağladı. O yüzden ondan beklenebilecekler sadece bölgesel güvenlik hesaplarıyla değil hakkındaki dava takvimi birlikte ele alınıyor.
İsrail Başbakanı'nın şahsi menfaati uğruna sergilediği tutum ve son provokasyonu konusunda, Ankara'da "Her şeyi yapabilir ama Türkiye'yi buna alet etmesine tabii ki izin vermeyeceğiz. Ne provokasyonlara geleceğiz ne de onun oyununun bir parçası olacağız" yorumu yapılıyor. Kimler açıklama yapmadı diye bakılması bile yeterli fikir verir. Türkiye provokasyona kapılmadan, soğukkanlı ve sağduyulu bir yaklaşım sergilemeye çalışıyor.
Suriye'deki Ebu Zuhur Havalimanı'na saldırı ve Türkiye'yi kışkırtma girişiminden sonra İsrail kamuoyundan ve seçimdeki rakiplerinin seslerini yükseltmesi Netanyahu'nun yapabileceklerini en iyi onların bilmesinden. İtirazın arkasında elbette seçime giderken haksız rekabet yaratıyor olmasının da etkisi vardır.
Netanyahu'nun planı
Ancak daha fazlasının olabileceğine ilişkin ipuçları da var. Savunma ve askerî konularda uzman gazeteci Alon Ben-David, Maariv'de yayımlanan yazısında, üst düzey ordu yetkililerinin kendisine Netanyahu'nun seçimleri ertelemek için bahane aradığını ancak yeni ve gereksiz bir savaşın başlamasına izin vermeyeceklerini söylediklerini yazdı.
Ben-David yazısında, "İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Netanyahu'nun çatışma bölgelerinden herhangi birini kapatmakla ilgilenmediğini ve seçim tarihini aksatmak ya da ertelemek için muhtemelen Gazze'yi ateşe vermeyi planladığını anlıyor." dedi. Ona göre asıl sınav, Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir'in önünde: Ordu, siyasi takvim uğruna yeni ve gereksiz bir savaşın aracı haline gelmemeye çalışıyor.

14