Lingua Franca, ortak ya da melez dil demek. 11. - 19. yüzyıllar arasında Akdeniz boyunca denizcilerin anlaşmasını sağlayan İtalyanca, Rumca, Fransızca, Arapça, Türkçe gibi dillerin karışımından doğan ortak terimsel dile bu isim verilmişti. Birbirlerinin dillerini bilmeyen topluluklar ticarette, diplomaside ve gündelik hayatta anlaşmak için geliştirdikleri bu dili kullanırdı. Ankara Zirvesi, ittifakın Lingua Francası'nın tekrar canlanması konusunda müttefiklerin iradelerinin sergilendiği bir platform oldu.
Zirve vesilesiyle NATO'nun yeni sürümü 3.0 hakkında o kadar çok yazıldı çizildi ki, artık konuya en ilgisiz kişi bile ne demek olduğunu öğrendi. Yine de meramı anlatabilmek için üzerinden kısaca geçmek gerekiyor. NATO'nun ilk dönemi kuruluş ilkelerine sahip çıkıldığı ve gerekliliklerin yerine getirildiği dönemdi. Bu dönemde kaygı ortak olduğu için dili geliştirme çabası da yüksekti.
Soğuk Savaş sonrasında dünyaya görece hâkim barış ortamının etkisiyle, 'fantezilere' odaklanıldığı 2.0 döneminde ise dil pek umursanmadı. İttifakın bazı üyeleri 'şahsi menfaat' peşinde koştu. İttifakın bazı üyelerini peşinden sürüklediği operasyonlara girişti. Ayrıca büyük birader ABD'ye abanılarak, özellikle Avrupa'da birinci dönemden kalan ağır silahlar bir kenara bırakıldı, zorunlu askerlik hizmeti kaldırıldı, ordular küçültüldü. Böylece Avrupa'nın o çok özenilen sosyal refah dönemi hâkim kılınabildi.
Türkiye 2.0 döneminde pek çok nedenle rahatlama fırsatı bulamadı. "Barış hissesi" olarak tanımlanan o dönemden pay alamadı. Sürekli teyakkuz halinde olma zorunluluğu, yaptırımlar ve bağımlılıkların faydası ise savunma sanayi kapasitesine odaklanmak oldu.
Bugün fabrika ayarlarına dönmek asıl diğer ortaklar için zorunluluk. Tek neden Rusya - Ukrayna Savaşı da değil. Pandemi de, doğal afetler de, yapay zeka da, siber savaş da tehdide dahil. Yeni dönemin ihtiyacı mevcut dilin hem canlandırılması hem de geliştirilmesi.

8