Kılıçdaroğlu'nun hedefi

Kemal Kılıçdaroğlu, 2023 cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinden sadece bir yenilgiyle daha çıkmış değildi. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybetmesinin yanı sıra partilileri yerine onlarca koltuğu başka partilere tahsis etmiş, cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turuna giderken yine onlardan saklı Zafer Partisi ile içeriği kıyametler koparan mutabakat yapmış bir genel başkandı.

Bunlara rağmen ortada bir yenilgi olduğunu kabul etmediği hatırlanacaktır. O, hakkı teslim edilmeyen bir başarıdan söz etti.

Kızgınlıkla yükselen seslerin, kararlı durmaya devam ederse, bir süre sonra cılızlaşabileceği inancıyla hareket etti. Nitekim genel başkanlığı dönemini yakından izleyenler, onun zamana yayan tavrını iyi bilir.

Ancak baskı sürdü. O ve çevresindekiler ondan sonra partiyi 'güvenli bir limana yanaştırmaktan' bahsetmeye başladı. Genel başkanlıkta gözü olmadığı, partiyi emin ellere bırakma hedefi güttüğü anlatıldı. Sözü edilen güvenli limanın Ekrem İmamoğlu - Özgür Özel ittifakı olmadığı da belliydi. Öyle olsaydı, tarihe kazınan o 38. Kurultayda aday olmayabilirdi belki.

Ama o tam da olmadığına inandığı için genel başkanlık iddiasını sürdürdü. Hatta kurultay seçiminin ilk turu çok az oy farkıyla sonuçlandığı halde, onu bir yenilgi olarak kabul etmedi. Ne konuşulmuştu o zaman Eğer ilk turun sonunda Özel'in elini havaya kaldırabilseydi, ikinci turda kaybeden CHP Genel Başkanı sıfatıyla uğurlanmış olmayacağını.

Görev tanımı

Kılıçdaroğlu ve çevresi bir gün hesaplaşılacağından da CHP'yi 'kuruluş kodlarına uygun' noktaya demirleyeceklerinden de zerre kuşku duymadılar kanımca. Zaman içinde sayıları azaldı belki ama kalanların iradelerinde bir aşınma olmadı. Görecekleri tepki ne olursa olsun olmayacak da.

Geçmişte Kılıçdaroğlu ile yakın çalışmış fakat daha sonra uzaklaşmış bir parti yöneticisi, bu iradenin nedenleri arasında "İmamoğlu'nun bir güvenlik sorunu" olarak görülmesinin önemli bir yeri olduğunu söylemişti. O konuşmadan kastedilenin de sadece partinin güvenliği olmadığını çıkarmıştım. Benzer şekilde, Kılıçdaroğlu'na yakın birden fazla partiliden de "eğer Özel tek başına hareket etmiş olsa" Kılıçdaroğlu'nun bugüne kadar sergilediği tavrın farklı olacağını işittim. Garantisi olmayan bir çıkarım olsa da, Özel ile İmamoğlu arasındaki bağın kopmasını isteyenlerin sayısı pek de az değil. Bir zamanlar kendisine en büyük desteği veren medya kuruluşlarında bugün adı "atanmış genel başkan" olarak geçirilse de, gösterilen tepkinin boyutu artsa da Kemal Kılıçdaroğlu girdiği yoldan dönmeyecektir. Çünkü belli ki o kural dışı hareketlerle oyun dışına atıldığı için yarım kaldığına inandığı bir maçı tamamlamak niyetinde. Kendisinin tamamlaması gerektiğine inandığı bir misyonu var gibi. Sergilediği tavır bunu çağrıştırıyor.

Daha önce de yazmıştım. Kemal Kılıçdaroğlu, Özel döneminde kendisine yapılan davetlere icabet etmemesini 'eski genel başkan' parantezi içinde olmak istememesine bağlayanlar vardı. Haklılıkları mutlak butlan kararından sonra da kanıtlandı. Kılıçdaroğlu, CHP'nin 'eski genel başkanı ' olduğunu kabullenmiş olsaydı, mutlak butlan kararı çıktığı gün Özel ile birlikte kameraların karşısında da olurdu. Böylece CHP'de olan biteni izleyenlere "beraberlik ve güven" aşılayabilir(ler)di.