Bu yazı, dün akşam Diyarbakır'daki Amedspor -Erzurumspor maçından önce yazıldı. Dolayısıyla maçta yaşananlardan ve skordan bağımsız olarak, bir kulübün siyasete ve toplumsal alana izdüşümü hakkında okura bilgi verme amacıyla kaleme alındığının altını çizmeliyim.
Sonuç ne olursa olsun, maç öncesindeki gelişmeler, verilen mesajlar ve oluşan tablo bir dönüm noktasına işaret ediyor; karşılıklı heba edilmemesi gereken bir fırsat penceresi sunuyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen hafta 21 numaralı Amedspor formasıyla verdiği fotoğraftan tutun da Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak ile İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi'nin o maçı stadyumda izleme kararına; maçtan önce iki kulübün yöneticilerinin Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti ve DEM Parti milletvekilleri, İl Jandarma Komutanı, Emniyet Müdürü gibi katılımcılarla birlikte dostluk yemeğinde buluşup barış ve centilmenlik mesajları vermesine kadar...
Dün akşamın ev sahibi takımı, " futbol sadece futbol değildir" sözünün Türkiye'de vücut bulmuş hâliydi. 2014'te Amedspor adını almasından sonra gördüğü tepki, 7 yıl boyunca deplasmana taraftarı olmaksızın gitmek zorunda kalması, verilen cezalar ve çekilen destekler hatırlandığında, maç öncesinde gelinen aşama daha iyi anlamlandırılabilir.
Bugün kulübe yüklenen rol, "Terörsüz Türkiye" sürecinin sorunsuz ilerlemesi için katalizörlük.
Nasıl fenomen oldu
Neden ve nasıl böyle olduğunu, Süper Lig'e yükselen Amedspor'un geçen yıllar boyunca neye tekabül eder hâle geldiğini; onun hikâyesinin sadece bir kulüp değil, kimlik, siyaset, ekonomi ve toplumsal dönüşümün sahaya yansıması olduğunu 25 Temmuz 2026'da Van'da düzenlenen çalıştayda dinledim.
Kürt Çalışmaları Merkezi, BAYETAV ve Rawest Araştırma iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye ve Kürtler: Toplumsal Dönüşüm, Süreç ve Yeni Dinamikler" başlıklı çalıştayın "Türkiye Sahalarında Yeni Bir Fenomen: Amedspor" başlıklı oturumunun konuşmacıları, Amedspor İstişare Kurulu üyesi ve Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası(DTSO) Başkanı Mehmet Kaya ile futbol tutkunu, sıkı Trabzonspor taraftarı ve "Sahadaki Kimlik: Amedspor" kitabının yazarı Dicle Üniversitesi öğretim üyesi Vahap Coşkun'du.
İkisinin anlattıklarından derlediğim notların bir kısmı şöyle:
■ 2016 sonrası kayyum sürecinde mali destekten mahrum kalan kulüp, lige katılabilmek için gerekli lisans ücretini bulmakta zorlanınca devreye DTSO girdi. Kulübün ihtiyaç duyduğu finansmanın sağlanması bir yana, böylece kulübün toplumsallaşması başladı. DTSO ile birlikte kentin STK'ları, eski başkanlar ve iş insanları "Yüksek İstişare Kurulu" olarak kulüp tüzüğüne derç edilince, aynı zamanda "resmî kalkanın" oluşması da sağlandı.
■ Siyasi ve toplumsal gerilimin yüksek olduğu dönemde iş insanları dâhil birçok kesim görünür destek vermek istemedi. İsimsiz desteklerle ayakta kalmaya çalışılırken yıllarca formada reklam olmadan sahaya çıkıldı.
■ Kulübün adının kriminalize edilmesi, onu sıradan bir spor kulübünden çok daha fazlasına dönüştürdü. Haksızlıklara sembolik bir cevap olarak görüldü. Bu da verilen desteği artırdı. Amedspor hem futbol hem de kimlik hâline geldi. Bu yüzden artık taraftar kitlesi yalnızca Diyarbakır'la sınırlı değil.
■ KSC ve Rawest'in Mart 2026 verilerine göre, Amedspor taraftarlığı üç yılda 3 katına çıktı. 2023'te yüzde 8,7 iken 2025'te yüzde 27,5 oldu. İlk ya da ikinci takım olarak ilgi gösteren 18 yaş üzeri Kürt sayısı yaklaşık 4 milyon. Altyapıda oynamak için 11 kentten 9 bin gencin başvuru yapması da bir başka ilgi göstergesi.

10