O zaman ücretleri artırın!

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bir süredir yandaş gazetecilere ve kabineye güllük gülistanlık bir ekonomi tablosu çiziyor.

Mehmet Şimşek'in paylaştığı verileri ve işin aslını madde madde CHP'nin gölge Hazine ve Maliye Bakanı (Genel Başkan Yardımcısı) Prof. Yalçın Karatepe'yle konuştum.

İşte Şimşek'in pembe verileriyle Karatepe'nin "işin aslı" tespitleri:

-Veri: Brüt rezervler, mayıstan ağustosa kadar 95 milyar dolardan 153 milyar dolara çıktı.

İşin aslı: Rakam doğrudur. Ancak burada bakılması gereken bu artışın organik olup olmadığıdır. Türkiye'de yaşayan insanlar döviz bozdurunca ülkeye döviz girdiği anlamına gelmez. KKM hesaplarının bozdurulması, döviz mevduat hesaplarının yüksek faiz nedeniyle TL'ye dönmesi bu sonucun en önemli sebebidir. Oysa toplam döviz stokunun daha fazla ihracat, daha fazla turizm, doğrudan sermaye girişiyle artması gerekiyor.

-Veri: Üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye'nin kredi notunu artırdı.

İşin aslı: Bu kuruluşlar bu değerlendirmeyi kimin için yapıyor Tabii ki Türkiye'ye borç verenler için...

Onların "Verdiğimiz borcu geri alabilir misiniz" sorusuna yanıt veriyor. İyi mesaj verdiği kesin. Karşılığında da Türkiye'deki ekonomi yönetimi yüksek faiz veriyor, dövizi sabit tutuyor, çalışanlara beklenen ücret artışlarını yapmıyor. 2025 ücret artışlarını beklenen enflasyona göre yapacağını açıklıyor.

O kuruluşlar da bunları görünce "Türkiye hazinesi borcunu ödeyebilir" diyor.

-Veri: Türkiye'nin CDS oranları (risk primleri) 700 baz puan seviyelerinden geriledi ve 270 baz puanın altına indi.

İşin aslı: CDS oranları geriledi. Ancak bu, Türkiye'deki düzelmeden çok dünyadaki durumdan kaynaklandı. Bütün dünya faizlerin indirilmesini konuşuyor. ABD eylülden itibaren faizleri indirecek mi buna bakıyoruz. Borçlanma maliyetinde bir gerileme olacak mı ona bakıyoruz. Bütün bunlar Türkiye'nin yaptıklarından bağımsız olarak Türkiye'nin de risk primlerini azaltıyor.

-Veri: Dış denge iyileşiyor, kırılganlık azalıyor.

İşin aslı: Cari işlemler açığında gerileme olduğu da doğru. Ancak burada da cari açığın azalmasından çok neden azaldığını iyi analiz etmek gerek. İyileşmenin önemli kısmı, enerji gibi ithal girdilerinin (dünya fiyatlarının düşüyor olmasından kaynaklı olarak) düşmesi nedeniyle oluyor. Yarın enerji gibi girdilerin fiyatları artınca denge yeniden bozulacak. Başka önemli bir detay daha var. Cari açıkta iyileşme dönemleri, ekonominin yavaşladığı dönemler oluyor.

İthalatımız ara mal ithalatına dayanıyor. Oran yüzde 75 civarında. Bu miktar azalınca da cari açık kapanıyor görünüyor. Biz şimdi cari açık düşüyor diye sevinelim mi cari açık ekonomimiz durağanlığa giriyor diye, dengeleniyor diye endişe mi edelim

Cari açığın 57 milyar dolardan 25 milyar dolara inmesini ekonominin yavaşladığı gerçeğinden bağımsız analiz edersek yanılırız.