Sözcü TV'de hafta içi her sabah 09:00-12:00 arası Sevgili Ebru Baki'nin sunduğu Para Politika programına düzenli olarak katılıyorum. Alanlarında uzman birçok isim de bize katılıyor.
Salı sabahı bize eşlik eden vergi uzmanı Ozan Bingöl'dü.
O kadar güzel bir sohbet, o kadar dolu dolu bir program oldu ki konuşulanlar o yayında kalsın istemedim. Neticede söz uçar, yazı kalır ve üzerinde durduğumuz konuları buraya taşıyarak tarihe not düşmek istiyorum.
Malumunuz, bu aralar Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek eline almış defteri önüne gelene vergi, harç, ceza kesiyor.
Şimşek'in borsacılardan, konut baronlarından, büyük şirketlerden vergi almak üzere yola çıktığı vergi yasa teklifi, ilk konuşulduğunda "balina" kadardı, TBMM'den geçtiğinde geriye bir "hamsi" kalmıştı.
Konut baronları, borsa vurguncuları, yandaş müteahhitler yeni vergilerden yırttı ve fatura yine küçük esnafa, çalışana kesilmişti.
Biz ülkenin bu durumunu konuşurken Ozan da ülkenin içinde bulunduğu durumu bir türküden alıntı yaparak anlattı. Dizeleri şöyleydi:
"Tahsildar da çıkmış köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği mezatta gezer
Hasırdan serilir çulumuz bizim..."
"İşte bu" dedim. Sonra bu dizelerin olduğu Türkü'nün tamamını dinledim. Sivaslı Aşık Serdari'ye ait bir türkü bu. Sizinle de paylaşmak istiyorum ama çok uzun olduğu için bazı bölümlerini aktarabiliyorum:
"Nesini söyleyeyim
canım efendim
Gayri düzen tutmaz
telimiz bizim
Arzuhâl eylesem
deftere sığmaz
Omuzdan kesilmiş
kolumuz bizim
Benim bu gidişe aklım ermiyor
Fukara hâlini kimse
sormuyor Padişah sikkesi selâm vermiyor
Kefensiz kalacak ölümüz bizim
Evlât da babanın
sözün tutmuyor
Açım diye çift
sürmeye gitmiyor
Uşaklar çoğaldı
ekmek yetmiyor
Başımıza belâ
dölümüz bizim
Zenginin sözüne
beli diyorlar
Fukara söylese deli diyorlar
Zamane Şeyh'ine
veli diyorlar
Gittikçe çoğalır delimiz bizim
Tahsildar da çıkmış
köyleri gezer
Elinde kamçısı fakiri ezer
Yorganı döşeği
mezatta gezer
Hasırdan serilir
çulumuz bizim
Zenginin yediği
baklava börek
Kahvaltıya eder keteli çörek
Fukaraya sordum size
ne gerek
Düğülecek çorbamız
balımız bizim"
Baktım, Serdari 1833'te doğmuş. Ölümünün 1919 ya da 1921 olduğuna dair iki rivayet var. 19. yüzyılda yazılmış bir eser yani. Padişah sikkesine, kırbaçlı tahsildara bakılırsa Osmanlı zamanı.
Bu dizeler saza söze düştükten sonra neredeyse 150 yıl geçmiş.
Gelin görün ki biz hâlâ aynı şeyleri yaşıyoruz.
Mehmet Şimşek "tahsildar." Elinde devletin kırbacı. Önüne gelene vergi, önüne gelene har(a)ç, önüne gelene ceza...
Aşık Serdari'nin dediği gibi, vatandaşın arzuhali bu köşelere sığmaz.
Hanelerde ise evlat işsiz...
Beyefendiler, hanımefendiler yiyor ıstakoz, Medine hurması, ejder meyvesi, takıyor Rolex, emekli asgari ücretli simide muhtaç.
İcra daireleri gece gündüz çalışıyor, yatak döşek icralık, çul yapacak hasırı bulmak dahi zor. Biz bunları ekrandan söylüyoruz, gazetede yazıyoruz. Deli diyorlar, muhalif diyorlar.

149