Modern insanın en ilginç özelliklerinden biri, tarihte hiç olmadığı kadar çok şeye tanıklık etmesine karşın belki de hiç olmadığı kadar az müdahil olması.
Dünyanın herhangi bir yerinde çıkan bir savaşı birkaç dakika içinde öğreniyoruz. Bir depremi, ekonomik krizi, seçim sonucunu, toplumsal protestoları, hatta başka bir ülkedeki darbe girişimini bile canlı yayınlardan takip edebiliyoruz.
Görüyoruz.
İzliyoruz.
Yorum yapıyoruz.
Sonra ekranı yukarı doğru kaydırıp bir sonraki görüntüye geçiyoruz.
Belki de son yıllarda ekranlar üzerine yapılan tartışmalarda gözden kaçırdığımız en önemli nokta tam da burada.
Uzun zamandır, "Ekran başında çok fazla vakit geçiriyoruz" deniyor. ocukların, gençlerin ve yetişkinlerin ekran süreleri ölçülüyor, dijital detoks öneriliyor, sosyal medya kullanımını azaltmanın yolları aranıyor.
Asıl sorun ekranın karşısında ne kadar zaman geçirdiğimiz değil, yaşamın kendisinin giderek bir ekrana dönüşmesi.
Bir zamanlar ekran, yaşamı gösteren bir araçtı. Televizyon izlenirdi, bilgisayarda çalışılırdı, telefonla konuşulurdu. Yaşam ekran kapandıktan sonra devam ederdi.
Bugün bu ayrımı yapmak giderek zorlaşıyor. alışıyoruz, arkadaşlarımızla konuşuyoruz, Âşık oluyoruz, alışveriş yapıyoruz, vergimizi ödüyor, bankacılık işlemlerimizi tamamlıyor, haberleri takip ediyor, seçim sonuçlarını öğreniyor, yasımızı bile sosyal medya üzerinden paylaşıyoruz.
Eskiden her biri farklı mekânlarda gerçekleşen bu deneyimlerin ortak adresi artık birkaç santimetrelik bir ekran. O artık bir araç değil, yaşam alanı. Bu yüzden "ekran başında yaşamak" tanımı yetersiz kalıyor.
İZLEME ALIŞKANLIĞI!Sorun yalnızca mekânın değişmesi değil. Ekran, bize dünyayı gösterirken aynı zamanda onunla nasıl ilişki kuracağımızı da öğretiyor. Bir ekranın karşısında oturduğunuzda temel rolünüz bellidir. İzlersiniz, beğenirsiniz, yorum yaparsınız, paylaşırsınız. Ardından başka bir görüntüye geçersiniz. Katılımcı değil, seyircisinizdir.
Bu alışkanlık yavaş yavaş yaşama da taşınıyor olabilir mi Bugün büyük toplumsal olaylara verdiğimiz tepkilere baktığımızda ilginç bir dönüşüm görülüyor.
Savaşlar canlı yayınlanıyor, yangınlar saatlerce ekranlarda kalıyor, ekonomik krizler grafiklere dönüşüyor, toplumsal şiddet olayları milyonlarca kez izleniyor, gün içinde onlarca felaket görüntüsüne maruz kalıyoruz.

9