Yöntem hazır sıra içerikte...

Yaklaşık 18 saat süren Bürgenstock maratonundan sonra taraflar arasında "kırmızı çizgilere" ilişkin önemli ilerlemeler sağlandı. Mekanizmalar kurulması kararlaştırılırken, içerikler konusunda halen soru işaretleri hakim...

ABD ve İran heyetleri Bürgenstock'ta Pazar günü yapılan görüşmelerde 18 Haziran'daki mutabakat zaptının uygulanmasına dair önemli bir yol katetti.

ABD için kırmızı çizgi olan Hürmüz Boğazı konusunda, ticari gemilerin güvenli geçişi için "doğrudan iletişim hattı", İran'ın kırmızı çizgisi olan ve ateşkesin birinci maddesi durumundaki Lübnan konusunda ise "çatışmayı önleme birimi" kuruldu. Mekanizmaların kurulması önemli, anlamlı bir adım ama bu sadece yöntemi belirler, içeriği değiştirmez. Yani zarfın şekli güzel olabilir ama mazruf yoksa dışının da anlamı yitip gider. ABD-İran görüşmelerine dair Bürgenstock'taki en büyük endişe buydu.

Karmaşık yol

Hafta sonu yapılan görüşmelerde iki ülke mutabakat zaptının hayata geçmesi için 60 gün boyunca nasıl çalışacaklarına ilişkin ayrıca bir yol haritası çizdi, yöntem belirlendi ve komiteler kuruldu. Buna göre hem izleme hem uyuşmazlık grupları olacak, teknik komiteler siyasilere rapor sunacak.

Diplomaside mekanizmalar iyi olduğu kadar zordur da. Süreci uzatma ve dahası tavsatma riski her zaman vardır. Bu açıdan, arabulucular Pakistan ve Katar'ın sürekli tetikle olması gerek.

Soru işaretleri

Şu ana kadar atılan adımlar olumlu olsa da bunlar zaten 14 maddelik mutabakat zaptında anlaşılmış ve geride bırakılmış olması gereken başlıklardı. Yani biz Bürgenstock'ta bunların dışında kalan 9 maddeyi konuşmalarını beklemiştik ama taraflar önce yöntem belirlemiş oldu. Şimdi zorlu kısım var, yani artık içeriğe girip, işin özünün konuşulması. Dört temel konu var ki, anlaşması hiç kolay değil:

1- İran'ın nükleer programı,

2- Donmuş varlıklarının serbest bırakılması,

3- Yaptırımların kaldırılması,

4- İran altyapısının yeniden inşası için hayata geçirilecek projeler.

Bu 4 başlıkta, birbirine bağlı bir dizi belirsizlik var. Örneğin 14 maddelik mutabakat metninde İran, nükleer silah üretmeyeceğini ve Uluslararası Atom Enerjisi denetiminde zenginleştirilmiş uranyum varlığını dışarı çıkarmayı taahhüt etti. Ama hangi ülkeye göndereceği, ne kadar bir stoğu elinde tutacağı, nükleer programına devam edip etmeyeceği, edecekse hangi oranda edeceği, Fordo ve Natanz gibi kritik tesislerin ne olacağı konuları müzakerelerde tartışılacak.

Bu arada bütün bu müzakerelerin kilit konusu olan İran'ın nükleer programı ile ilgili Bürgenstock'un konuklarından biri de Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Rafael Grossi'ydi. Ayrıca Birleşmiş Milletler'in de İsviçre'de toplantı alanında olduğunu söyleyelim.

Nükleerde İran'ın attığı adım, yaptırımların kaldırılması ve donmuş varlıklarla ilgili takvimi etkileyecek ama bu nasıl ve ne zaman olacak, hangi takvime göre yapılacak, bunlar da konuşulacak. İran Dışişleri Bakanı ilk etapta bir kısım hesabın açılacağını duyursa da bu Körfez'deki küçük bir kısmın olduğunu biliyoruz.

İyi niyet adımları

Mutabakat zaptına göre ABD zaten belli adımları atmıştı. Zaptın onuncu maddesi İran'ın Hürmüz'den geçirilecek petrolüne muafiyet getirilmesi, bankacılık işlemleri ile ilgili süreçlerin işletilmesi konusunda ABD'nin taahhüdünü içeriyordu.

İran petrolüne 60 gün için muafiyet tanınması, zaptı bilenler için şaşırtıcı olmadı. J.D. Vance, bu iyi niyet adımını "İran halkına uzatılan el" sözleriyle ifade etti ama herkes biliyor ki, eğer 60 gün içinde nükleerde çözüm sağlanamaz ve İran ile bir anlaşmaya ulaşılamazsa, ABD o kaldırdığı muafiyetleri geri getirir. Çünkü her şey mutabakat zaptının uygulanmasına bağlı...

Barış gelir mi

Herkesin nihai hedefi, tarafları bir barış anlaşmasına ulaştırmak ancak 11 Nisan'da Pakistan'daki ilk turdan bu yana ABD ve İran arasındaki müzakere sürecini her aşamada yerinde takip eden bir gazeteci olarak, bunu pek mümkün görmeyen pesimistlerdenim. Evet önemli adımlar atılıyor, buluşmaz denen taraflar buluşuyor, bir tarafta savaşla istediğine ulaşamamış bir ABD, diğer tarafta ekonomisi zarar görmüş bir İran var ama iki taraf da başa dönmek istemiyor ama dün de belirttiğimiz gibi, tarafların bu 60 günü 'zaman kazanmak için kullanmak istemeleri' muhtemel. Yine aynı temenni ile bitirelim: Umarız korktuğumuz gibi olmaz!