TBMM'deki komisyon raporunu tamamladı Kimilerine göre zor eşik aşıldı, kimilerine göre asıl sınav şimdi başlıyor. Artık mesele yalnızca silahların susması değil, bu suskunluğun hangi hukuki ve idari mimariyle kalıcı hale getirileceği. Tam da bu noktada 'Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı' yeniden gündemde.
Avrupa Konseyi'nin temel metinlerinden biri olan bu sözleşme, yerel yönetimleri bir 'idari tercih' değil, 'demokratik rejimin asli unsuru' olarak tanımlıyor. Türkiye Şart'a taraf; ancak koyduğu çekinceler sebebiyle tartışma hiç kapanmadı ve Meclis raporuyla mesele yeniden gündemimizde.
Rapor ve İmralı mesajı
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'na, Meclis raporunda 'demokratikleşme önerileri' bölümü 'yerel yönetimler' başlığı altında, isim vermeden şöyle işaret ediliyor: "Demokratik ve hukuki standardın, anayasadan kaynaklanan idari vesayet yetkisinin demokratik toplum gereklerine uygun olarak kullanılması önerilmektedir".
İmralı ise 18 Şubat'ta gönderdiği mesajda "terörü tasfiye mantığının tek başına yeterli olmayacağı, demokratik entegrasyonun kurumsal çerçevesinin kurulması gerektiğini ve bu Şart'ın bir dayanak olacağını" vurguluyor.
Böyle ifade edildiğinde konu pek anlaşılmadığından, meselenin özüne inelim: Türkiye'nin mevcut Anayasası zaten 'yerinden yönetim' ilkesini tanıyor. Asıl tartışma, bu ilkenin ne ölçüde genişletileceği ve merkezin yetkisinin nerede sınırlandırılacağı.
'Şart' neyi öngörüyor
1988'de yürürlüğe giren Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, kıta genelinde yerel demokrasinin asgari standartlarını belirleyen ilk uluslararası sözleşme. Yerel yönetimlere görevlerini yerine getirebilmeleri için yetki, idari serbesti ve yeterli mali kaynak sağlanmasını öngörüyor.
Türkiye bu Şart'a 1988'de imza attı, 1993'te yürürlüğe koydu ancak bazı maddelere çekince ekledi. Bu çekincelerin ortak paydası, merkezi idarenin yetki alanını koruma refleksiydi. Ankara, bugüne kadar da adem-i merkeziyetçi Avrupa normları karşısında köklü merkeziyetçi geleneğini muhafaza etmeyi tercih etti.
Türkiye'nin çekinceleri
Anayasa'nın 127. maddesi aslında yerel yönetimleri düzenlerken 'yerinden yönetim' ilkesini esas alıyor. Ancak bu ilkeyi 'idarenin bütünlüğü' ve 'kamu görevlerinde birliğin sağlanması' gibi üst kavramlarla dengeliyor. O dengenin Avrupa Şart'taki şerhlerde karşılık bulduğu maddeler/paragraflar ise şunlar:
Örneğin altıncı madde, 'yerel makamların idari yapılarını, yerel ihtiyaçlara göre belirlemesini' öngörüyor. Türkiye 'yerelin kontrolsüz büyümesini engellemek ve kamu personel rejiminde birliği sağlamak' için bu maddeye karşı çıkmıştı.

3